25 Ağustos 2014 Pazartesi

Tek Yön NY Bileti


27 Ağustos 2014, 13:15 New York uçağı ile uzun süredir hayal ettiğim yolculuğum nihayet başlıyor.. Herşey 2012’nin bir Eylül günü hayatın rutinliğinden iyice bezmişken, kendime bir değişiklik ararken, acaba bankada farklı bir bölüme mi geçsem, ya da tamamen farklı bir kuruma mı geçsem, evi satıp Avrupa yakasına mı taşınsam, ya da evlenip çocuk mu yapsam, amuda kalkıp dünyaya tersten mi baksam arayışları içindeyken, kendimi biraz dibe vurmuş hissederken hep aklımın bir köşesinde sadece duran, çok da seslendiremediğim “dünya turu” hayalini bir an neden gerçekleştirmiyorum ki dememle başladı. Hayatımda aldıgım pek çok önemli karar hep böyle anlık olmuştur ve o anları da kolay kolay unutamam..
Tabi yaşadığım bu an’la geziye başladıgım zaman arasında tam 2 yıl var, bu 2 yıllık süreç de zaman içinde şekillendi. Çünkü daha erken yapmayı planladığım geziyle ilgili planların hem fikren hem de madden oturması için bir zamana ihtiyaç vardı. Normalde bu geziyi 5-6 sene önce hatta 20’li yaşlarda yapabilmeyi çok isterdim, ama hiç yapamamaktan daha iyidir diyorum..

Böyle bir geziye karar vermenizle başladığınız zaman arasındaki süre aslında çok da kolay geçmiyor elbette. Bazen tüm inancınız, isteğiniz kayboluyor.. Bazen uğraşmanız gereken konular sizi yoruyor, çoğu zaman hatta sıklıkla dönüşte ne olacağını düşünüp karamsarlığa kapılıyorsunuz. Böyle zamanlarda bu tür gezileri çok daha önce yapmış kişilerin blogları, okuduğum kitaplar ve seyahat üzerine izlediğim filmler beni çok motive etti. Kendimi özellikle motive etmeye, sıkça gezi anını düşünmeye çalıştım. Dönüş konusunu ise çok düşünmemekle, gelince yaşayıp göreceğiz ve ne kadar kötü olabilir ki diyerek aştım.

Zaten yolculuk fikri kafanıza bir kere girdiyse artık oradan çıkmıyor ve bir süre sonra verdiği heyecan her şeyle, üstelik de zevk alarak uğraşmanızı sağlıyor. Şu an yazımda yaptığım hazırlıklara detaylı olarak değinmeyeceğim. Daha sonraki günlerde bunlarla ilgili bir yazı yazarım, zaten bunu daha iyi yapan, anlatan başka gezginlerin yazıları da var, ben şimdilik daha çok karar aşamasına ilişkin bir özet geçmek istiyorum..

İşin öncelikle maddi, bütçe boyutu var, sonra aile üyelerinin ikna edilip desteklerinin alınması ve elbette gezi için gerekli olan tüm ihtiyaçların (bilet, vize alınması, rotanın belirlenmesi, arabanın satılması, evin kiraya verilmesi, işten istifa edilmesi vs) halledilmesi gibi konular var..

Karar verdiğim gün ilk basta çok hızlı bir şekilde aylık ne kadarlık bir harcama ile gerçekleştireceğimi araştırdım, (aylık 10.000 TL’mi 1.000 TL’mi ne kadar gerekiyor?) eger kaldıramayacağım bir yükse baştan hiç uğraşmayayım diye düşünürken hem ucuz seyahat yöntemlerinin olduğunu (az çok zaten biliyordum) gördüm, hem de gitmeyi planladığım pek çok ülke için vize derdimin olmayacağını öğrendim. Yani maddi anlamda çok büyük bir engel yoktu.

Sonra ilk olarak kız kardeşimle paylaştım, onun aykırı bir şey soylemeyeceğini biliyordum elbette ama duyar duymaz arabayı satıp, evi kiraya verirsin gibi daha baştan işin hazırlık aşamasına atlaması beni huysuzlandırmadı değil… Bu kadar çabuk bir destek beklemiyordum :) Ama milleriyle aldığı ucuz NY bileti, anne ve babayı süslü cümlelerle benden önce ikna etmesi gibi pek çok konudaki yardımları gezi hazırlığındaki en büyük avantajım oldu. Anne ve babam da sanırım bu oğlan pek normal değil, fazla üzerine gitmeyelim, gidip gelsin sonra artık baş göz ederiz düşüncesiyle istediğini yap dediler.. Dolayısıyla bu kısmı beklediğimden kolay hallettim.

Bütçe, para… dünyayı gezmek için zengin olmaya gerek yok. Sadece bunu yapmak istiyor musunuz istemiyor musunuz sorusuna içten bir yanıt vermek gerekiyor. Çünkü yanıt evetse başka şeylerden fedakarlık ederek bu parayı biriktiriyorsunuz. Zaten zengin olma gibi bir derdim de yoktu açıkcası. Ayrıca nasıl ucuza gezerim, bir yerde nasıl bedava kalırım, hatta gezerken para kazanabilir miyim araştırmaya başlıyorsunuz.. Onların da yolları var.

Özetle, zor bir karardı benim için ve oyle kısa sürede de alınmadı. Karşılığında çok konforlu olmasa da yapacağınız geziye kıyasla oldukça konforlu gözüken bir hayatı bırakıyorsunuz. Ayrıca çoğu kişinin anlaması da kolay gözükmüyordu, ben bile bazen pek akıllı işi değil diyorum. İşten ayrılış kararına kadar planımı bilen birkaç kişi vardı sadece. Herşey netleştikten sonra herkese açıkladım ki aslında umduğumdan çok olumlu tepkiler aldım. Herkesin hayalinde, bir yerlerde hep var anlaşılan.

Ve diğer hazırlıklar.. bunlara sonraki yazımda kısaca değinmeye çalışırım.

Aşağıda 2 yıl önce 2012 yılında karar verdiğim zaman geziye daha erken başlayacağım umuduyla yazdığım 2 adet yazı var. İçeriklerini değiştirmeden onları da yayınlamak istedim.. Şimdilik benden bu kadar, New York’da görüşmek üzere..

20 Kasım 2012

Başlamak;

Bu satırları yazdıgım tarih 20 Kasım 2012. Eger bir şeyler gercege donmeye baslamıssa bilin ki siz bu satırları okumaya baslamıssınız ve tepelerde ya da aşagılarda yazılı olan tarihte de ben bu yazıyı siteye yüklemişim demektir.

Bir yazar için sanırım bir romanın ilk satırlarını yazmak ne kadar zorsa benim için de bu satırları yazmak aynı şekilde zor. Her ne kadar kafasında hikayeyi kurgulamış olsa bile kitabının ilk cümlesini yazmak aslında son cümlesine kadar geçecek zorlu bir sürecin de habercisidir. Acaba kaç tane kitap vardır ilk cümlesi yazılıp devamı gelmeyen, kim bilir belki de yazılanlardan daha çok.

Elbette benim derdim yazmak değil. Benim derdim gezmek… Ama bu sefer biraz uzunca bir sure, hiç durmadan gezmek. Uzun süredir -muhtemelen pek çok insanın da hayallerinde olan- “dünya turu” fikrine 2 ay önce karar verdiğimden beri artık hayal olmaktan çıkıp “neden olmasın” düşüncesiyle daha somut hale gelmeye başladı. Tabi her şey için çok erken, çünkü şu anki planım Temmuz’13 itibarıyla başlamak.. ve o tarihe kadar kim bilir vazgeçerim, yine hayalimdeki yerine geri döner.

İlk basta aklıma gelen Mart’13 sonu gibi ayrılmak 5-6 ay’lık bir dunya turu yapmaktı. Ama daha sonra Haziran’13 sonu gibi ayrılıp 10-12 aylık daha doyurucu bir seyahat yapmanın iyi olacagına karar verdim. Yani yaklaşık 8 ay sonrası… çok uzak… acaba bu kitabın sonu gelir mi diyen yazar gibiyim… Çözmem gereken çok konu var.. belki de bu satırlar kimse göremeden çöp kutusuna gidecek.. göreceğiz…

26 Kasım 2012

Neden;

Neden bir insan dünya turuna çıkmak ister ki… Gezmek, görmek, değişik ülkeler tanımak, değişik insanlar tanımak... pek çok neden olabilir, ama bunlar 20’li yaslarda henuz hayatına tam başlamamış insanlar için yeterli olabilir, zaten okudugum kadarıyla dunya turuna çıkan batıdaki pek çok insan bu yaslarda çıkıyor. Ama 36 yasındayken oyle henuz kendinizi garanti altına alacak büyük bir mal varlığınız da yoksa, bir anda herseyi bırakıp gitmek istiyorsanız daha farklı nedenlere de ihtiyacınız var. Neden istiyorum;

Hareket etmek, yürümek için;
Sanırım vücudumu henuz güçlü dönemlerinde iken maksimum derecede kullanmak, bundan 10 sene sonra daha zor yapacagım şeyleri zaman gecirmeden bugun yapmak istiyorum. Sırt çantamla kalacak bir hostel ararken, Guney Amerika’da dağlara tırmanırken, Uzakdoğu’da kalabalık şehirlerde yürürken vücudumu sonuna kadar yormak, gece yorgunluktan uyumak, sonra tekrar kalkmak, yürümek, yorulmak istiyorum…

Rutin giden hayatımı alt-üst etmek için;
Eminim her insanın dönem dönem hayatındaki rutinlerden sıkıldığı, bunları değiştirmeye çalıştığı zamanlar vardır. Tabi bunun şiddeti, değiştirmeye calıstıgı şeylerin de büyüklüğünü gösterir. Bazen her gün gittiğiniz yolu değiştirirsiniz, bazen okuduğunuz kitapların tarzını değiştirip farklı kitaplar okursunuz. Bazen de bir zamanlar sabah 9’da başlayıp gece 12’de, 1’de çıktığınız iş yerinizde 09:00-18:00 mesayi yapmak zor gelmeye, içinde yaşadıgınız ev, mahalle, şehir sizin için anlamsızlaşmaya başlar. Farklı ülkelerden görmek için kilometrelerce yol kat edilen dünyanın en güzel şehirlerinden bir tanesi, İstanbul, sizin için pek bir şey ifade etmemeye başlar. Ama bunun sorumlusu ne işiniz, ne şehriniz, ne de çevrenizdeki insanlardır. Tamamen kendinizdir. Sanırım biraz nefes almaya, bıraktıklarımı özlemeye, özetle rutinleşmiş hayatımın dışına çıkmaya ihtiyacım var.

Kaybolmak için;
İçimde inanılmaz bir kaybolma hissi var hem fiziken hem ruhen.. Fiziken, bilmediğim ulkelerde, kalabalık insanların arasında yönümü kaybetmek, kaybolmak, kalacagım yeri, bineceğim uçağı, otobüsü, gideceğim şehirleri kaybedip, bulmaya çalışmak istiyorum. Ruhen ise, elbette daha önce hiç yasamadığım duyguları yaşamak, düşünmediğim konulara kafa yormak, yerleşmiş önyargılarımın çoğundan kurtulmak istiyorum.

Daha önce yaptığım kısa süreli yurtdışı gezilerinde bu duyguyu az da olsa tatmin edebildiğimi çok iyi hatırlıyorum. Türkiye’de daha önce gitmediğiniz yerlerde ise gezerken bunu hissedemiyorsunuz. Çevrenizde aynı dili konuşan insanlar, daha önce görmeseniz bile bir şekilde bildiğiniz yaşam tarzları, sanki hangi yöne gitseniz kaybolmayacağınızı biliyorsunuz. Evden uzaklaşmışım duygusunu pek yaşayamıyordum.

Özetle sanırım bugün bana aşina gelen her şeyi bırakıp bilinmeze doğru yol almak istiyorum. Tabi filmin sonunda yönümü bulmak kaydıyla..

Gerçekten farklı ülkeler, şehirler, insanlar görmek için;
Elbette dünyanın farklı yerlerindeki farklı yaşamları görmek istiyorum. Her geçen gün yasam tarzlarının birbirine benzediği bir dunyaya dogru gidiyoruz. Farklılık artık doğallıktan çıkıp pazarlanır bir hale gelmeye başladı pek çok yerde. Ben de bu dönemde ne kadarını yakalayabilirsem bu farklılıkların artık..

Tabi boyle uzun sureli bir seyahatin kolay olmayacağını sanırım belirtmeme gerek yok. Büyük bir zevkle baslayan pekcok insanın bir iki ayda pes edip ülkelerine döndüklerini okudum. Ama her guzel şeyin bir bedeli vardır, göze almak ve gereklerini yerine getirmek lazım.

8 yorum:

  1. Sevgili Kaya Abi, Facebook'ta Canan ile beraber havalimanindaki resmini görünce ciddi bir yolculuga cikacagini tahmin etmistim sonradan web sayfani da buldum. Senin adina o kadar sevindim ve o kadar heyecanlandim ki anlatamam. Son yillarda biz de cok gezer olduk ve bu tip bir gezinin öncesinde ne sinavlardan gectigini az cok tahmin edebiliyorum, son zamanlarda biz de "bu birkac haftalik gezilerle olmuyor bu is, bi cikip 2 sene gelmemek lazim" noktasinda esimle konusmaya basladik. Bu gezme isi dünyadaki en faydali virus bence, bir girdi mi bunyeye bir daha cikmak bilmiyor ve kendisi ile beraber bünyeyi de gelistiriyor.

    Gezini heyecanla takip edecegiz, eminim cok keyifli olacaktir ve de zor gunlerin de olacaktir ama hepsi de bu ise dahil Allah yolunu acik etsin, gittigin yerlere bizden selam soyle, kimbilir gezinin bir yerinde dünyanin biryerinde bulusuruz. Bizim de bir gezi blogumuz var gokcedemirci.blogspot.de , bizim daha önce gittigimiz yerlere ugrarsan belki faydasi olur.

    Sevgiler, Fatih Demirci

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Fatih,

    Mesajına çok sevindim. Canan yakın zamanda sizin gezilerinizden bahsetmişti. Bende sizin sitenize bakmıstım. Eşinle çok keyifli geziler yaptıgınızı gördüm. Hatta en son Patagonya gezi planınız vardı, ama sonrasında geziye dair birşeyler yazdınız mı bilmiyorum. Yazarsanız bana da çok faydalı olur. Ben de sizinle iletişim kurayım istiyordum, çok iyi oldu yazman. Ben 3 ay kadar USA'de kalacagım, sonrasında blogu daha etkin kullanırım diye dusunuyorum. Birbirimizi takip ederiz, bir yerlerde kesişirsek çok güzel olur.

    Görüşmek üzere, sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. Herkesin aklında bir yerlerde var demişsin ya kesinlikle haklısın :)

    YanıtlaSil
  4. Evet Seyhan, konusmustuk da hatırlarsan, en azından yapılabilirliğini test etmeye basladık :)

    YanıtlaSil
  5. Ozgur, 2 sene onceden karar vermissin ve o yazilari yazmissin ya zaten yola cikmissin o zaman aslinda! Yolun acik olsun, hep guzel insanlar ciksin karsina! sevgiler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkurler Lale, en güzel 2 tanesini kaçırdım :) Siz de Meksikaya gittiniz sanırım. Umarım şu ana kadarki keyfiniz aynen devam eder.. Sevgiler..

      Sil
  6. Sevgili Özgür abi
    Gezmeye ilişkin hislerimi çok güzel ifade etmişsin.
    Yolun açık olsun.

    YanıtlaSil