13 Kasım 2014 Perşembe

San Francisco

Hani 80’li yillarin Amerikan polisiye filmlerinde bir sahne vardir. Ortada sari isaret cizgileri, bombos, uzun bir caddenin olduğu sahne..  sonra bir anda yolun ortasından bir araba havaya dogru firlar, hizla asagi iner ve tekrar kaybolur. Ta ki tekrar havaya ziplayana dek.. İşte o uzun ama inişli çıkışlı caddelerin oldugu yer, San Francisco..

Mission District, Graffiti

Presido



İnişli Çıkışlı San Francisco Caddeleri

New York City’den (NYC) San Francisco’ya (SF) olan uçuşum tam 6 saat sürdü. NYC Amerika’nın kuzey doğusunda kalırken, SF ise güney batısında kalıyor. Ülke de büyük olunca mesafe oldukça uzun. Ayrıca NYC ile SF arasında 3 saatlik bir zaman farkı var. Türkiye olan zaman farkım da böylece 10 saate çıktı.  Yani ülke içinde de farklı zaman dilimleri kullanılıyor.  Dolayısıyla burada da jetlag etkisini gösterdi ve ilk birkaç gün alışkanlıkla akşam 9 gibi yatıp sabah 5-6 gibi kalktım.


İndiğim zaman ilk hissettiğim hava değişimi, serin hava oldu. 1 gün önce New York’da 30-35 derecede tişörtle dolaşırken  bir anda 15-20 derecelere geldim. Coğrafi bilgilerden hatırladığım kadarıyla ekvatora yaklaştıkça hava ısınmaz mıydı? Bu havayı kabullenmem biraz zaman aldı. Çünkü tüm gezisini sıcak ülkeler üzerine yapan ben daha ilk dakikada gol yediğimi düşündüm, bir de geldiğim zamanın -yani havanın 15-20 derece arasında değiştiği havanın- şehrin en iyi olduğu aylar olduğunu öğrendim. (Eylül, Ekim) Ama yine sonradan öğrendim ki bu şoku buraya uzun süre kalmak için gelen hemen her yabancı yaşıyormuş. Pek çok yerde ülkenin en iyi havasına sahip şehri diye bahsediliyordu San Francisco için. Meğer kasıt genel olarak yıl içinde havanın sabit olmasıymış. Yıl boyunca hava 10 ile 20 derece arasında değişiyor. Aslında çoğu kişinin gerçekten seveceği ve yaşamak isteyeceği bir hava. Ben de sonradan fazlasıyla alıştım hatta sevdim. Sadece sıkça ortaya çıkan rüzgarına çok alışamadım. Havayı etkileyen en önemli faktörler; ılıman olması şehrin güneyde olmasından, serin olması ise okyanus kenarında yarım ada şeklinde fazlaca denizden gelen rüzgara maruz kalmasından. Deniz etkisi şehirde sıkça sis olmasına da yol açıyor. Ayrıca gün içinde de hava sıkça değişebiliyor.  Bu yüzden mutlaka katman yöntemiyle giyinmek gerekiyor. Sabah montla çıkıp, öğlen tişörte dönebiliyorsunuz. (Üzgünüm SF’nin havası kesinlikle bu kocaman paragrafı hak ediyordu)

Yine ilk geldiğim zaman New York’dan sonra küçük, sıradan bir Amerikan şehri gibi geldi bana. Bu kadar büyütülen ne var anlamadım. Daha küçük katlı binalar, caddelerde fazlasıyla evsiz insanlar, üstelik İstanbul gibi tepelik, yürümesi New York’a göre daha zor bir şehir. Ama bu duygunun geçmesi için de belli bir süre geçmesi ve şehrin farklılıklarının biraz keşfedilmesi gerekiyormuş.

Golden Gate Bridge


Chinatown Civarından Financial District ve Bay Bridge Manzarası

San Francisco, özellikle 1840’lı yılların sonunda Golden Rush (Altına  Hücum) ile nüfusu artan ve gelişen bir şehir. 1847’de 400 civarı olan nüfus, birisinin Kaliforniya’da altın bulduğunu söylemesiyle başlayan göç sonunda 1849’da 25 bine yaklaşmış. 1848-55 arasında devam eden göçle tüm Kaliforniya’ya 300 bin civarı insan gelmiş, San Francisco’da bundan fazlasıyla nasibini almış. Tabi kovboy filmlerinden hatırlayacağınız üzere yok edilen yerliler ise ayrı bir konu.. Ayrıca San Francisco'nun tarihinden bahsederken herkesin üzerinde sıklıkla durduğu bir de 1906 yılında yaşadıkları bir deprem var. Deprem'den daha çok deprem sonrası yangında şehrin önemli kısmı harap olmuş ve sonra tekrar inşa edilmiş. Ama bugun hala 100 yıl önceki depremi kendileri yaşamış gibi anlatıyorlar. Biz bu konuda daha başarılıyız, 10 yıl öncekini unutmakta üstümüze yok.(sosyal mesaj 1)

Depremden Sonra Çıkan Gazeteye İlişkin Kartpostal

Market Street
San Francisco’da gezerken en çok dikkatimi çeken kuşkusuz evlerin mimarisi oldu. Sanırım bir şehre kişiliğini veren en önemli özelliklerden birisi mimari tarzının tüm şehre egemen olması. NYC’nin yüksek binaları nasıl Manhattan'a yayılmışsa buranın da İngiliz Victorian dönemi mimarisinden etkilenmiş, çoğunluğu 18. yy sonunda ve  19.yy başında yapılmış, birbirlerine yapışık, 3-4 katlı, ilginç çatıları, pencereleri, terasları ile renkli binalar şehrin pek çok yerine dağılmış durumda. San Francisco’da Financial District denilen iş merkezlerin, bankaların bulundugu bölge dısında hemen her yer 3-4 katlı binalardan oluşuyor, yüksek katlı binalar pek yok. 

Painted Houses


San Francisco Evleri


San Francisco Evleri

San Francisco Evleri ve Transamerica Pyramid Binası

San Francisco Evleri

Ve elbette çılgın bir şehir olması. Burda söylenen bir söz var “People have no shame in San Francisco” Özellikle eşcinsellerin hayatlarını özgürce yaşayabildikleri bir şehir. Sokaklarda el ele dolaşan, öpüşen eşcinselleri görmek, şehirde yaşayanların oldukça alışık olduğu bir durum. Castro semti özellikle çoğu eşcinselin yaşadığı, renkli hayatıyla turistlerin de ilgisini çeken bir semt. Sean Penn’in Harvey Milk filmini izleyenler bilir, Harvey Milk’in yaşadığı yer. Ayrıca yakınlarda bulunan Dolores Park ise özellikle Pazar günleri biraz 70’li yılların hippilerini andıran tiplerin, sıradan Amerikalıların ve sınırları fazlasıyla zorlayan “aykırı” insanların buluştuğu hareketli, canlı bir park. Bize de farklıkların hepsini belki kabullenmek değil elbette ama tamamına saygı göstermek düşüyor.(sosyal mesaj 2)

Castro
Dolores Park
Castro
San Francisco’da en fazla dikkatimi çeken şeylerden birisi de şehrin çekik gözlüler tarafından ele geçirildiği.. Şehrin yarısı Çinliler ve Güney Koreliler’den (biraz da Japonlar'dan) oluşuyor sanırım. Kalan yarısının yarısı fazlaca esmer Amerikalı arkadaşlardan, kalanın yarısı da çoğunluğu Meksikalı'lar olmak üzere Latin Amerikalılar'dan oluşuyor. (bu matematiksel açıklama tamamen benim yorumum) Ortalık İngilizceyi farklı lehçelerde konuşanlarla dolu. Bu çekik gözlülerin sayıca çok olması aslında beni memnun eden bir durum. Çünkü karşılaştığım -bir kısmıyla da aynı odayı paylaştıgım- kişilerin hepsi güler yüzlü, sevimli insanlardı. Doğal olarak NYC’den sonra da burada da bir Chinatown var. Bildiğim kadarıyla Çin’den sonra Çinlilerin en kalabalık yaşadığı 2 yer NYC’deki ve SF’deki Çin mahalleleri. NYC’dekine benzer şekilde geniş bir bölgeyi kapsayan ve toplu bir şekilde yaşayıp yaşam tarzlarından pek de ödün vermeden ama şehirle barışık yaşayan insanlar. Grant Street ve girşindeki kapı (Dragon Gate) turistlerin ilgisini fazlasıyla çekiyor. Ama bir paralelindeki Stockton Street Eminönü’nü pek aratmıyor. Biraz kirlice (ama daha ilgi çekici) tamamen Çinliler için gıda, giyim vs.lerin biraz ucuza satıldığı, Çinliler dışında kimsenin pek yaşamadığı bir cadde.

Chinatown
Chinatown
Chinatown
Chinatown ve Dragon Gate
Chinatown
Ve turuncu renkli ünlü Golden Gate Bridge.. Amerika’lılar ve Avrupalılar şehirlerini birkaç yapıyla sembolleştirmeyi çok iyi beceriyor gerçekten. Golden Gate Köprüsü de San Francisco’nun sembolu. 1937 yılında açılmış ve uzunluğu 2,7 km. (Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri 1,5 km) Bu arada körfeze açılan boğaza “Golden Gate” isminin 18. yüzyılda John C. Fremont adlı bir kaptanın Golden Horn (Altın Boynuz) diye bilinen İstanbul'daki Haliç'i hatırlattığı için böyle söylediği köprünün websitesinde yazıyor. Ama kimsenin bunu bildiği yok :) Bu köprünün de üzerinden bisikletle ya da yürüyerek geçebiliyorsunuz.

Golden Gate Bridge

Golden Gate Bridge

Golden Gate Bridge ve Fort Point

Golden Gate Bridge (Presido Parkındaki Sahilden)
SF’de 2 ay kalınca biraz gezgin modundan çıkıp oralı olmanız gerekiyor. Konaklama, yemek, ulaşım kısacası hayatın kendisi Amerika’da ve özellikle 2 şehirde (NYC ve SF) çok pahalı. Dolayısıyla hayatınızı nasıl ucuza getirebilirsiniz öğrenmeniz gerekiyor. SF’de 3 ayrı yerde  kaldım. (1 apartman dairesi, 2 hostel, hepsi de başkalarıyla ortak oda paylaşım şeklinde) Şunu söylemem lazım eğer uzun kalıyorsanız kalma masrafınız düşüyor, nerdeyse yarı yarıya. Bildiğim kadarıyla bir yerde en az 1 ay rezervasyon yaparsanız hostel devlete vergi ödemiyor, bu da maliyeti düşürüyor. Bir hostelde hiçbir özelliği olmayan 4 kişilik odada 1 kişi gecelik en az 45 usd iken, başka bir hostelde 2 kişilik ve tv, banyo gibi extrakları olan bir oda aylık 900 usd.ye gelebiliyor. (biliyorum bu bile çok pahalı) Her hostel bu şekilde çalışmıyor. 1 ay kalmak istediğinizi söylediğinizde bazı hosteller maksimum 14 günlük rezervasyon yaptıklarını söylüyor.

Colombus Street'te Yer Alan Duvar Resimli Bina
Şehir ulaşımından da bahsetmek gerekiyor sanırım. USA'deki diğer şehirleri bilmiyorum ama okuduğum kadarıyla (seçimlerimi de buna göre yapmıstım) NYC ve SF yayalar için USA’deki en uygun şehirler. SF’de NYC’deki gelişmiş metro sistemi yok. Şehir ulaşımını kısaca tamamına Muni denilen, yakıtla çalışan otobüsler, elektrikle çalışan otobüsler (troleybüs) ve raylar uzerinde giden ve elektrikle çalışan tramvaylar aracılığı ile sağlıyor. Şehrin tamamı elektrikli tellerle kaplı desem abartmış olmam herelde. Hemen her noktaya bir hat koymuşlar. Dolayısıyla ulaşım gayet kolay. Ayrıca ilk koltukların her halukarda yaşlı ve özürlülere ait olması, araçların önünde bisikletler için özel bir aparat bulunması ve tekerlekli sandalyeli kişiler için merdivenlerde bir asansör sisteminin bulunması gibi detay ama gayet medenice özelliklerin bulunduğunu söylemem gerekiyor. Bir seferlik kullanım 2,25 usd, yalnız bozukluk vermeniz gerekiyor, 100 usd verseniz bile üstü yanıyor. (biliyorum çok saçma) Uzun kalıyorsanız ve sıkça toplu ulaşım aracı kullanmanız gerekiyorsa aylık sınırsız kart 70 usd civarı, daha hesaplıya geliyor. Ayrıca SF'nin güneyi (havalimanın olduğu yer) ile doğusunda yer alan Oakland / Berkeley arasında yine BART denilen trenlerle ulaşım çok kolay.

Muni Otobüsü ve Tellerle Kaplı San Francisco

Ünlü Cable Car

Engelli Vatandaşlara Kolaylık
San Francisco içinde ve yakınlarında gidilebilecek, gezilebilecek pek çok nokta ve semt var.

Ferry Building ve diğer köprü "Bay Bridge" manzarasının yer aldığı Embarcadero Bölgesi.. Golden Gate Bridge San Francisco'yu kuzeye bağlarken Bay Bridge ise doğuya, Oakland'a bağlıyor. Bu köprü 1933 yılında açılmış ve uzunluğu 7 km civarı. Önce ortada Yerba Buena Adası'na gidiyor. Ordan Oakland'a devam ediyor. Ayrıca feribotların kalktığı tarihi Ferry Building burada yer alıyor. Arkasındaki alanda cumartesi günleri çevreden gelen çiftçilerin düzenlediği organik pazar ilgi çekici. 

Embercadero Bölgesi ve Bay Bridge
Embercadero Bölgesi ve Ferry Building

Ferry Building İçi
 
Ferry Building, Cumartesi Pazarı ve Gandhi Heykeli

Deniz aslanlarının güneşlendiği, ünlü Alcatraz adasının hemen önünüzde uzandığı  Fishermans Wharf San Francisco'nun belkide en turistik yeri. 

Fishermans Wharf

Fishermans Wharf ve Deniz Aslanları

Deniz Aslanları ve Onları İzleyen Turistler

Fishrmans Wharf ve Koy
Alcatraz Adası
San Francisco'da da elbette çok önemli parklar var. Bunlar'dan birisi Presido. Oldukça büyük bir park. Aslında Manhattan'daki Central Park'dan, SF'deki Presido ve Golden Gate Bridge Park'larından bahsederken şunu söylemem lazım ki bunlar bizdeki Taksim Gezi Parkı ya da Kadıköy Moda Sahil Parkı gibi küçük sadece ağaç altında oturup birkaç saat vakit geçirilen parklar değil. Oldukça büyük (belki Belgrad Ormanı gibi), 1 günde gezemeyeceğiniz, içinde pek çok yürüme ve bisiklet parkurunun olduğu hatta yabani hayvanların yaşadığı, yine içinde dağılmış şekilde çeşitli mimaride binaların olabildiği ve bizzat insanlar tarafından park amacıyla 100 yıl öncesinden planlanıp şehirlerin içine yapılmış kocaman ormanlık alanlar.. Dolayısıyla bu tür parklara sahip olmayan İstanbul için küçücük parkların ne ifade ettiğini anlatmaya gerek yok sanırım. (sosyal mesaj 3) Presido, aynı zamanda Golden Gate Köprüsü'nün başladığı yer. Burda Köprü altındaki Fort Point, sahil ve Palace of Fine Arts en sevdiğim yerler oldu.

Golden Gate Bridge ve Altında Fort Point
Fort Point İçi
Fort Point İçindeki Küçük Müzenin Simetrik Odaları
Presido İçinde Yer Alan Sahil ve Arkada Golden Gate Bridge
Palace of Fine Arts

Palace of Fine Arts
Şehre oldukça hakim bir tepede yer alan ama biraz ruzgara ve “sis”e maruz kalma şansınızın yüksek olduğu Twin Peaks.. 

Twin Peaks'den SF Manzarası
Şehrin batısında yer alan ve haritadan baktığınızda ince uzun dikdörtgen şekliyle Central Park'ı anımsatan Golden Gate Bridge Park.. Bu park içinde de gezilebilecek pek çok nokta, müze, büyüklü küçüklü pek çok göl hatta en büyük gölün içinde ada var..

Golden Gate Bridge Park
Ve yine birçok film ve dizide sıkça karşılaştığımız ünlü Painted Ladies ve Alamo Parkı..

Painted Ladies ve Alamo Parkı
1970’lerde hippilerin mekanı Haight Street,

Haight Street

Haight Street
Haight Street

Mission District.. En sevdiğim bölgelerden birisi burası oldu. Daha çok Meksikalıların yaşadığı bir Latin American semti. Ayrıca ara sokaklarda karşınıza çıkan duvarları boyalı evleriyle açık hava müzesi gibi. 

Mission District ve Women's Building

Mission District

Mission District Bölgesinde Kaykay Yapan Gençler

Mission District'de Graffitiler

Mission District'de Graffitiler
Coit Tower ve Kristof Kolomb heykelinin yer aldığı Telegraph Tepesi ise şehre hakim diğer bir nokta.

Telegraph Hill'den Financial District ve Transamerica Pyramid Binası

Telegraph Hill'de Coit Tower ve K. Kolomb Heykeli

Kıvrımlı şeklinden dolayı ünlenen Lombard Caddesi..

Lombard Street
Burdaki baseball ilgisinden ve SF'nin takımı "Giants" sevgisinden de bahsetmek gerekiyor sanırım. Çünkü biraz da burda olduğum dönemde Giants'ın finallere (world series) kalıp şampiyon olmasından dolayı bayan erkek, yaşlı genç herkesin Giants kıyafetiyle dolaştığı, galip geldikleri maçtan sonra sevinç gösterileri bizdeki futbol ilgisine benziyor. Ben açıkcası kurallarından pek bişey anlamadığımdan şehrin merkezine çok yakın stadlarını ziyaret etmekle ve ayrılacagım gunun 1 gun oncesindeki şampiyonluk kutlamalarına katılmakla yetindim. Tabi son 2 maçını tv.den izlemeyi ihmal etmedim ama bana çok sıkıcı gelen bir oyun..

Giants Takımının Stadı; AT&A Park

Giants Taraftarları

Giants Takımının Stadı; AT&A Park
Berkeley'de Bir Belediye Otobüsü - Önemli Bir Maçtan 1 Saat Kadar Öncesi
Şampiyonluk Kutlaması
Şampiyonluk Kutlaması

Şampiyonluk Kutlaması
Ayrıca San Francisco'ya yakın pekçok gidilebilecek yer var. Aslında California eyletinin kendisi baştan başa -özellikle sahil kesimi- gezmeyi hak eden bir eyalet. Buraya uzun süreli kalmaya gelenlerin çoğu bir araba kiralayıp 1 hafta 10 gün buraları geziyorlar. (San Francisco'dan başlayıp güneye doğru San Jose, Santa Barbara, Los Angels ve San Diego gezilebilir. Ayrıca doğuya doğru yakın eyaletlerdeki Yosemite National Park, Las Vegas ve Grand Canyon yine gezilebilecek yerler. Benim gidemeyip aklımda kalan sadece Yosemite ve Grand Canyon National Parkları oldu.)

Benim kaldığım süre boyunca San Francisco yakınlarında gittiğim diğer yerler ise;

Muir Woods ve Napa Walley

İlk kaldığım yerde ayı apartmanı paylaştığım Japon arkadaş Taka ile bir Pazar günü araba kiralayarak Golden Gate Bridge’den geçip önce Muir Woods ve sonrasında Napa Valley’i dolaştık. Dönüşü Berkeley'den gelip Bay Bridge üzerinden yaparak körfez etrafında bir tur atmış olduk. Muir Woods, redwood (kızıl ağaç)  denilen ağaçlardan oluşan bir orman. Ormandaki ağaçlar ortalama 600-700 yaşlarında ve en yaşlısı 1200 yaşında. Bu yüzden oldukça kalın ağaçlara rastlıyoruz. Geniş bir alanı kapsıyor ve içinde yürüme parkurları var. Bizde yaklaşık 3 saat kadar değişik parkurlarda yürüyerek güzel havanın ve doğanın tadını çıkardık. Sonra Napa Valley denilen, içinde yüzlerce şarap üreticisinin yer aldığı bir bölgeye gittik. Burası da oldukça ünlü bir bölge. Her yer üzüm bağlarıyla kaplı ve profesyonel bir şekilde üretiliyor. Üzüm asmaları sıra sıra, oldukça simetrik ve büyüklükleri birbirine yakın ve çok büyük değiller, sanırım sıkça budanıyor. Bölge gelen kişilerin teker teker bu yerleri gezip, üretilen şarapları tattığı, üzüm bağlarını yakından gördüğü bir turizm şekline dönüşmüş. Merkezden oradaki üreticilerin gösterildiği  haritayı alıyoruz, yüzlerce yer var, bir kısmı için randevu almak gerekiyormuş önceden. Araba olmadan gezmek çok zor. Zaten çok bilinen 5-10 tanesine uğrayabiliyorsunuz. Ama bir şarapsever belki 2-3 gününü sırf burada geçirebilir. Biz 2 tanesine uğradık. Dönüşte Pazar trafiğine yakalandık. Yazın Trakyadaki yazlıklarından dönen yazlıkçıların sıkça karşılaştığı Pazar akşamı trafiğinin bir benzeriydi buradaki de. Akşam 6’da teslim etmemiz gereken aracı zamanından sadece 2 dakika önce ulaştırarak geziye ayrı bir heyecan da katmış olduk.
Muir Woods ve Kocaman Ağaçları

Muir Woods

Napa Walley'de Bir Şarap Üreticisinin Tadım Merkezi

Şaraplar
Sausalito

Sausalito, San Francisco'nun kuzeyinde, deniz kenarında şirin bir sahil kasabası. Pek çok kişi eğer bisiklet kiralamışsa Golden Gate Köprüsü'nü bisikletle geçip sonra bisikletle Sausalitoya devam ediyor. Ben bir cumartesi günü Embarcadero Bölgesindeki Ferry Building'den kalkan feribotla geçtim. Böylece güneşli bir günde hem deniz keyfini çıkarmış oldum hem de herşeyiyle Boğazı hatırlattığından hafif İstanbul özlemimi gidermiş oldum :) Sausalito öyle büyük bir yer değil. 2-3 saatte gezip sonrasında bir yerlerde oturarak güneşin ve denizin tadını çıkarabilirsiniz. Ben gittiğimde tesadüfen bir sokak festivaline rastladım. Sausalito'da ve çevre kasabalarda yaşayan Amerikalılar'ın katıldığı, canlı müziğin olduğu ve herkesin dans ettiği bir festivaldi. Dans eden 60-70 yaslarında insanların hem rahatlığına hem enerjisine hem de herkes birbirini tanımasa da aralarındaki sıcak ilişkiye hayran kaldım. Yaklaşık 2-3 saatim orda geçti. Sonrasında kendimi fazla enerjik hissedince önce Sausalitodan Golden Gate Bridge'e kadar yokuş yukarı, sonrasından köprüyü yürüyerek San Francisco tarafına geçip günü bitirdim.

Sokak Festivali
Sokak Festivali
Sokak Festivali
Sokak Festivali
Sokak Festivali
Berkeley

Berkeley Universitesi'nin yer aldığı tam bir öğrenci semti. 60-70 yıllarda öğrenci hareketlerinin sıkça yer alması ve bugun ülkenin en liberal şehirlerinden birisi olarak ifade edilmesi en önemli özellikleri. Berkeley'e BART trenleriyle 15-20 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Ben de 2 kere gitme şimkanı buldum. Üniversite'nin yer aldığı kampüs oldukça yeşil ve güzel. Ayrıca pek çok restoran, kitapçı, müzik cd.lerinin satıldığı dükkanlar, Berkeley Üniv. ve California amblemli pek çok kıyafetleri bulabileceğiniz mağalazarın yer aldğı renkli Telegraph ve Shuttack Caddeleri gezmeğe değer.

Berkeley Üniversitesi
Bankcroft Street Üzerindeki Kilise
California'nın Sembolü Bears (Ayılar)
Sanırım, dünya turu gibi uzun süreli  bir gezide 1 aylık, 2 aylık konaklamalar biraz gezinin ruhuna ters kalıyor. San Francisco'daki 2 ayın ilk 3-4 haftası sabah kurs, oğleden sonraları da her gun olmasa da çoğu günler şehri dolaşmakla gecti. Ama 1 ayın sonunda şehir bitince sıkılmaya başladığımı hissettim, çabucak bitsin diğer yerlere gideyim dedim. Ama sonlara doğru oraya iyice alışmış olmanın verdiği bir tembellikle de ayrılma stresi bastı. Bir yerde uzunca kalınca kendi yeni rutinlerinizi oluşturuyorsunuz. hemen her yolu öğrenince her gün kendi favori yolunuzdan gidip geliyorsunuz, aynı marketin aynı rafından alışverişinizi yapıyorsunuz, oda arkadaşınızla bir şekilde ortak uyumu sağlıyorsunuz. Sanki 2 ay değil çok uzun süredir orda yaşıyormussunuz gibi hisediyorsunuz. Dolayısıyla İstanbul'daki yaşadığım gibi tüm düzeni bozmak, tekrar çanta hazırlamak zor geldi :) Ama neyseki herşey çantanızı alıp havalimanına gitmeye bakıyor, sonra tekrar seyahat havasına giriveriyorsunuz. Ben de havalimanında San Francisco'yu anılardaki yeni yerine koyup 1,5 saatlik San Diego yolculuğu için uçaktaki yerimi aldım.

3 yorum:

  1. NY 10 gunde SF niye 2 ay,,,,,,,

    YanıtlaSil
  2. Emeginize saglik. Cok detayli bilgiler vererek cok guzel anlatmissiniz. Ora'da ve o ani yasiyor gibi hissettim yazinizi okurken. Cok guzel bir yazi olmus

    YanıtlaSil