20 Şubat 2015 Cuma

Semuc Champey



Semuc Champey
Semuc Champey Guatemala’nın milli parklarından bir tanesi. Jungle içinde akan bir ırmak üzerinde doğal yollarla oluşmuş havuzcuklar ve küçük şelalelerden mütevellit bir doğa harikası. Buraya da ulaşmak açıkçası biraz zahmetli. Ama burada geçirdiğim 2 gece 1 tam gün bu ülkede en çok eğlendiğim gün oldu.

Antigua’dan sabah 8 denilen ancak 9’da gelen shuttle bus’la (minibüs) yolculuk ettim. Meksika ve Guatemala’da artık kalkış zamanı diye söylenen saatin üzerine 1 saat, toplam yolculuk diye söylenen zamanın üzerine de 2-3 saat eklemeyi öğrendim :) Bu arada minibüste boş yerlere de ekleme koltuklar yaparak maksimum yolcu alıyorlar. Ben de bu rahatsız ekleme koltuklardan birisine oturmak zorunda kaldım, neyse ki yolun yarısında birileri farklı yerlerde inince normal koltuklara geçtim. Ama orman içinden giden yoldaki manzaralar muhteşemdi. Öncelikle Semuc Champey’e en yakın kasaba Lanquin’e ulaşmamız gerekiyor ki yolun son 15-20 km’sini orman içinde toprak yolda 45-50 dakikada gittik. Sonra Lanquin’de inip 5-10 km uzaktaki Semuc Champey için çantalarla pikapların arkasına atladık. Çünkü yol daha da kötüleşiyor, minibüsün gitme şansı yok. Her hostelin ayrı bir pikabı var. Neyse ki gece 9 gibi hostele ulaştım. Semuc Champey’in hemen dibinde orman içinde bungalovlardan oluşan bir hostel. Ama wifi yok, sıcak su yok ve saat 22:00’den sonra elektrik yok. Açıkçası ilk başta rahatsız edici gibi dursa da bu doğal yaşam içinde gayet normal. 

Kaldığım Hostel

Kaldığım Hostel

Bu arada yolda gelirken Koreli Soyoung ile tanıştık, 40 yaşlarında ve Seul’de bir tiyatroda aktrismiş. Eşyaları odalara atıp birlikte hostelin restoranında yemek yiyerek geceyi bitirdik. İlk geceyi 4 kişilik dormitory’de yalnız geçirdim. Bu arada tüm gece yağmur vardı ve bungalovun penceresi yoktu sadece kalın kumaştan bir perde vardı, dolayısıyla biraz kalın giyindim yatarken. Sabah uyandığımda ilk duyduğum su sesleri oldu. Hala yağmur var galiba pek bir şey yapamayacağız burada diye düşündüm ama sesler hostelin hemen dibindeki ırmağın sesleriymiş. Sabah gündüz gözüyle doğa çok daha güzel gözüküyordu.

Akşamdan sözleştiğimizden sabah Soyoung ile birlikte kahvaltıyı yapıp girişi 1-2 dakika mesafe uzaklıktaki milli parka gittik. Öncelikle yukarıda yer alan ve mirador denilen yere gideceğiz manzaraya bakmak için.  Yukarı doğru daracık ve pek güven vermeyen yoldan 30 dakika kadar yürüdük, vardığımızda gücümüz tükenmiş olsa da manzara her şeye değdi. Sonrasında aşağı inip o havuz görünümlü suyun içinde 2-3 saat kadar yüzdük, ağaçlara bağlanmış iplerden atladık. İnanılmaz keyifliydi. Sıcak havada, denizde yüzmektense soğuk ve tatlı suda yüzmekten çok daha keyif alıyorum. Bu arada suyun bir miktarı bu havuzlardan birbirine akarak ilerlerken önemli kısmı bu havuzların altından devam ederek tekrar nehire karışıyor.


Semuc Champey

Semuc Champey

Semuc Champey

Semuc Champey

Semuc Champey
Öğleden sonrayı ise yine yürüme mesafesindeki ama nehrin diğer tarafındaki mağarada geçireceğiz. Bu arada köprüden geçerken 5-6 İsrailli gencin 6-7 metre yükseklikteki köprüden atlayalım mı atlamayalım mı diye konuştuklarını görüp biraz onlara takıldık. 1 erkek ve 1 kız gaza gelip atladı, oldukça keyifli gözüküyordu, sonra ben de gaza gelip köprüden kendimi aşağıya bıraktım, inanılmaz bir duyguydu :) Ben atlayınca Soyoung’da atladı. Aslında İsrailli çocuklar videoya çekti ama çocuğun telefon numarasını kaybettiğimden video yok maalesef.

Üzerinden atladığımız köprü
Günün 3. aktivitesi belki de adrenali en yüksek olan içinden ırmağın bir kolunun geçtiği mağarada yürüyeceğiz. Şunu söyleyebilirim ki böyle bir mağaraya sıradan kişilerin girmesine ne Türkiye’de ne de Avrupa’da izin verirler, hiç güvenli değil. Burada yaklaşık 15 kişilik grup ve başımızda ne kadar profesyonel olduğu tartışılır ama mağarayı iyi bilen 25-30 yaşlarında bir rehber şeklinde ilerledik. Ellerimizde mumlar, yarımıza kadar su, mağaranın içine sıra sıra girdik. Bazı yerlerde kayalara tırmanıp tekrar suya girdik, bazı yerlerde su derinleşince yüzmek zorunda kaldık, mumların çoğu söndü tabi. Bir yerde yukarından akan küçük bir şelalenin içinden yukarı tırmanmak zorunda kaldık ki yukarıda rehber çocuk herkesi elinden çekmese imkanı yok kimse çıkamazdı. Neyse yaklaşık 45 dakikalık yolculuğun sonunda küçük bir havuza ulaştık. Ama tabi birkaç mumum ışığı kadar aydınlıkta. Rehber 3-4 metre yukarıdaki kayalıklara tırmanıp kendini suyun içine bıraktı. Evet, herkes sırayla yapsın dedi ama 15 kişi içinde önce bir kız, sonra Soyoung ve sonra da ben yaptım. Diğerleri denemeye bile kalkmadı. Biz de biraz köprüden atlamış olmanın verdiği cesaretle yaptık ama ben bir daha yapabilir miyim bilmiyorum :) Çünkü tırmanılan yer hem zordu hem de atlayacağınız su ırmak gibi geniş değil, her yer kayalık. Rehberin elindeki ışıkla tuttuğu bölgeye atlamanız gerekiyor. Neyse amaç biraz da o adrenalini yaşamaktı ki fazlasıyla yaşadım.

Günü hostelde güzel bir yemekle bitirdik. Gece odada 2 Alman kızın gelmesiyle 3 kişi olduk. Onlara birazdan elektriğin gideceğini, sıcak suyun olmadığını söylediğimde biraz şok geçirdiler. Ertesi sabah yine erkenden yolculuk var, Guatemala’daki son durağım Flores & Tikal. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder