27 Mart 2015 Cuma

Havana





Amerika kıtası seyahatimde Küba görmek istediğim ülkelerin başında geliyordu. Tüm dünyada komünizmden eser kalmamışken tek başına hala uygulamaya çalışan bir ülke. Ama yalnız kalmak ve dünyanın süper gücü tarafından yıllardır ambargoya maruz kalmış olmak kolay değil. Fidel Castro'nun hastalık nedeniyle yönetimden çekilmesi ve ABD tarafındaki ılımlı mesajlarla değişimin başladığı ülkede 5-10 içinde şu anki görüntünün değişebileceği konuşuluyor. Dolayısıyla Fidel Castro ve Che Guvera önderliğinde gerçekleşen devrimle Latin Amerika'da bir çok ülkeye esin kaynağı olan Küba'yı görmemek olmazdı.







Bu arada yeni bir ülkeye giderken genelde içimde hafif bir gerginlik oluyor. Yeni kurallar, yeni para birimleri, çok farklı olmasa da her ülkeye has farklı ulaşım, konaklama tipleri.. Bazen yarım gün, bir gün bu farklılıklara alışmak için harcıyorsunuz. Küba'da bu farklılığın çok daha belirgin olduğunu bildiğim için de açıkcası gerginliğim biraz fazlaydı.

Küba'ya Meksika, Cancun'dan uçakla geldim. Küba vizesini de Cancun havalimanından aldım, 5-10 dakikamı aldı. Böyle sınırdan ya da havalimanlarından ülkeye gitmeden hemen önce vize almak keyifli. Herhangi bir belge de istemiyorlar. Sadece vize ücreti ödüyorsunuz.



Yolculuk 1 saat sürdü. İlk dikkatimi çeken ne yalan söyleyeyim pasaport kısmında çalışan bayanların güzelliği oldu. Allahım uçak düştü de ben cennete mi geldim deyip sevindim. Sonra Cennet'te de mi pasaport, vize bürokrasisi var deyip üzüldüm :) Gitmeden önce couchsurfingden bulduğum bir hostele mail ile rezervasyon yapmıştım, umarım sorun çıkmaz diye düşünüyorum. Normalde Küba'da diğer ülkelerdeki gibi klasik anlamda hosteller yok. Ya büyük pahalı hoteller var ya da evlerinin 1-2 odasını kiralayan casa particular denilen Kübalı ailelerin evleri var. Bizim hostel de aslında bir casa particular, sadece sahipleri odaya 1 yatak yerine 3 ranza atıp 6 kişiye kiralıyorlar. Havalimanı şehrin oldukça dışında ve bu terminalden tek ulaşım aracı taksiler. Bu nedenle ilk iş gidip az bir miktar Meksikan pesosunu Küba parasına (CUC) dönüştürüyorum ama havalimanları para bozmak için en kötü yerler, kurlar çok kötü oluyor. Küba'nın 2 tane ayrı para birimi var. CUC yabancılar için (1 usd yaklaşık 1 CUC) ve lokal insanların kullandığı peso (1 CUC = 24 peso). Küba pesonunun turistler için yasak olduğunu ama bir şekilde bir kısım turistin kullandığını biliyorum. Habana merkeze ulaşmak da taksiyle 20-25 CUC (50-60 TL) diye okumuştum. Acaba birisini daha bulup bölüşsek mi diye düşünürken gözüme Cancun'dan beri dikkatimi çeken hippi kılıklı bir çocuk ilişti. Gezi esnasında rastladığım en tatlı insanlardan birisi olan Sano ile tanışmamda böyle oldu. Kendisi boşver taksiyi otobüsle gidelim dedi. Dolayısıyla bir miktar CUC'u da Küba pesosuna çevirdik. Bu arada elimizdeki kağıtlardan kalacağımız yerlerin aynı hostel olduğunu gördük. Hostelin sahibi de bir aile ve bana da otobüsle nasıl geleceğimi yazan bir tarif atmıştı. Ama hem tarif karışıktı hem de yaklaşık 2-3 km farklı bir terminale yürümemiz gerekiyor ki pek kolay gözükmüyor, saat de akşam 5-6 civarı. Ama 2 kişi olunca tamam dedim ben de. Hem elimizdeki tarife hem de benim cepteki gps.le çalışan haritaya bakarak yolu buluruz diye düşündük. Ama ilk başta tam ters istikamette gittik, sonra farklı bir yönde. Neyse 3. seferde doğru yönü bulduk ve otobüs durağına ulaştığımızda 2 saat geçmişti bile, üzerimdeki 2 çanta ile ölmüştüm. Ama Sano gayet neşeli bir arkadaş çıkınca keyifli bir yolculuk oldu. Bu arada kendisi sadece küçük bir sırt çantasıyla geziyor. Bana 1 pantalon, 2 tişort yetiyor dedi, kıskandım. Neyse durağa geldik otobüse bindik. Otobüs kalabalık ve herkesin gözü bize çevrildi. Ben 20 peso verdim (2 TL) şoför geç dedi. Sano 50 peso verdi bozukluk olmadığından şoför  parayı uzatıp sen boşver dedi, anlamadık. Hostele varıp aslında otobus ucretinin 1 peso yani sadece 10 kuruş olduğunu öğrendiğimizde anladık. Küba'da ilk kullandığım para Küba pesosu oldu, onda da ben ilk kazığımı yemiş oldum. Hostele gece 9-10 gibi varınca ikimizin de elinde dolar, meksikan pesosu, küban pesosu, CUC diye 4 çeşit para olunca ev sahiplerinden biraz ders alıp dışarı attık kendimizi.

Evin sahibi Magnolia ve eşi, Sano'ya Küba paralarını anlatıyor






Sano 34 yaşında İskoçyalı bir hippi, rasta saçları neredeyse yere değecek. (bu arada o saçları yıkıyorlar mı yıkamıyorlar mı soracaktım unuttum) Buraya yarın İngiltere'den gelecek anne ve babasıyla buluşmak için gelmiş. Çocukluğunun buyuk kısmı baba mesleğinden dolayı Nepal'de geçmiş, Londra'da universiteyi bitirmiş. Universitesi sonrasında kendisini Latin Amerika'ya atmış ve 8 senedir çeşitli ülkelerde yaşamış, son olarak da 1 senedir Guatemala'da Panajachel'de yaşıyormuş. Sokaklarda iplerden yaptığı takı malzemelerini satarak geçiniyormuş. Ben ya onunla nasıl geçiniyorsun dye sordum, çunku bana nedense çok satılmıyormuş gibi geliyordu. O da inanmayacaksın ama hiç boş geçtiğim gün olmuyor dedi. Neyse, bana da öğretmeyi kabul etti. Dönüşte iş bulamazsam elimde bir mesleğim olsun :) Geceyi hostelimizin çok yakın olduğu Habana Universitesinin merdivenlerinde bira içip muhabbet ederek bitirdik. Ertesi günü Sano ailesinin kalacağı hotele geçecek.

Havana'da toplam 2 tam gün 3 gece kaldım. Ayrıca Küba'ya yine Havana'dan veda edeceğimden son gün için de rezervasyon yaptım. 1.gün eski Havana (Habana Viejo) diye tabir edilen civarda geçti. 2.gün ise Plaza de Revolucion civarında geçti. Genelde yürümeyi tercih ettim ama arada otobuslere (1 peso, 10 kuruş) ve dolmuş usulü çalışan eski klasik arabalara (5-10 peso, 1 TL civarı) bindiğim de oldu.







Küba ile söylenecek elbette çok şey var. Birincisi evet çok fazla klasik araba var. Arada yeni model arabalar da var ve ne kadar itici gözüküyorlar. Ama bazı yerlerde özellikle klasik araba dışında araba görmüyorsunuz. Aslında Küba'da sanki herşey eski, arabalar eski, evler eski, hatta bir mağaza dükkanındaki yeni mobilya takımları bile eski. En önemlisi de insanların buyuk kısmı yaşlı. Bir Kübalı ülkede yaşlı nüfusun çok olduğunu, gençlerin bir kısmının farklı ulkelere göç ettiğini söylemişti. Ama şunu söyleyeyim bu eskilik insanı çok da rahatsız eden bir eskilik değil, eskidikçe değeri artan bir havası var. Ama biraz belki bakım istiyor :)












İkincisi, kapitalist bir ülkede yaşayıp herşeye kolayca ulaşmaya ve fazlaca tüketmeye alışmış bir ülkenin ferdi olarak bu ülkede biraz zorlandım, bazen bir şişe suya bile ulaşmanın zor olduğunu gördüm. Belki biraz abartı br örnek olacak ama heralde Havana'daki tüm bakkallardaki, marketlerdeki ürünleri toplasak İstanbul'da bir Real Marketteki ürünler kadar anca eder. Mahalle aralarında küçücük bakkalar, merkezlerde de bizim ŞOK marketlerin yarısı kadar buyuk marketler var. Ürünler de oyle tezgahlarda değil ve çok sınırlı. Dokunamıyorsun, önündeki camekanların içnde süs eşyası gibi, bakıp bundan istiyorum diyorsun, tezgahtar da arkadan getiriyor.

Kahvaltı'yı ve akşam yemeklerini genelde hostel de yaptım. Kahvaltı 1 CUC (2,5 TL) akşam yemeği ise 2 CUC (5 TL). Gayet hesaplıydı. Gunduzleri ise peso pizzalarla geçiştirdim. Bu peso pizza dediklerim evinin bir odasını dukkan yapıp orda lokal insanlara ayakta pizza satanlar. Genelde fiyatı da 10 peso (1 TL) Bir tanesi adamı doyuruyor. Meyve suyu falan da 2-3 peso (20-30 kuruş) Ama fazla hijyen falan aramayacaksınız.








Bir diğer dikkat çeken konu ise sizden devamlı bir beklenti içinde olan insanlar. Çunku nasıl pekçok şey lokal insanlar için ucuzsa aldıkları maaşlar da çok düşük. Bir kişinin ortalama maaşının 20-25 USD civarı olduğu söyleniyor, eğer doktorsa mesela 40 USD civarıymış. Dolayısıyla alacakları 1 dolar bile onlar için önemli bir para olabiliyor. Bu farklılık aslında ülkenin ve insanların dengesini bozmuş. Çünkü yabancılardan -bişeyler satarak ya da kazıklayarak- bir doktorun maaşını bir günde kazanma imkanları var. Hostelde biraz safça bir çocuk anlatmıştı, adamın biri sohbete girmiş. Sonra ağlamaya başlamıs, bugun kızımın doğum günü, hediye alacak param yok diye. (%99 doğru değil) Bizimki de vermiş 10 CUC. Bir memurun yarı maaşı. Dolayısıyla insanlar kafayı CUC'la bozmuş halde. Devamlı çevrenizde taksi taksi diye bağıran, casa particular, restoran deyip komisyon alacağı eve, restorana götürmeye çalışan, puro satmak isteyen, yanındaki bayanı pazarlamak isteyen insanlar oluyor. Hatta al kızımı Türkiye'ye götür diyene bir anneye bile rastladım. Ama taktikleri aynı, size yaklaşıp heyy amigo diye başlayıp, nerdensin, ne zaman geldin, Kübayı, Havanayı seviyor musun diyerek bir muhabbet oluşturmaya çalışıyorlar. 12 gün boyunca fix aynı sorular.Ne zaman geldin sorusu kritik, eğer yeni derseniz yandınız, kek olduğunuzu anlıyorlar. 2-3 haftadır burdayım derseniz biraz suratları asılıyor. Ama şunu söyleyeyim herşeye rağmen sınırları çok zorlamıyorlar. Yani hayır dediğinizde gidiyorlar.






Daha önce soylediğim üzere burda 2 ayrı para birimi var. Aslında bu ayrım herşeyde var. Turistler için ayrı otobus firması var, ayrı restaurantlar var, dondurmacılar bile ayrı. Turistler için satılan dondurma 1-2 CUC (3-5 TL) iken lokal insanlar için ise biraz vasat da olsa 1 peso (10 kuruş). Ben hayatımdaki en guzel dondurmalardan bir tanesini 3 pesoya (30 kuruş) yedim. Tabi bu ayrım eğer sırtçantalı bir gezginseniz sizi rahatsız ediyor. Çünkü benim amacım turistik yerlerde dolaşmak değil, sıradan insanların olduğu yerlerde zaman geçirmek. Dolayısıyla da bunu kırmaya çalıştım çoğu zaman ama bu ayrım genelde fazlasıyla gözünüze batıyor.

Her şeye rağmen Küba'yı ve Havana'yı beklediğimden çok sevdim. Sonraki şehir Vinales..
















4 yorum:

  1. çok güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık. Fotoğraflar çok güzel. oralara gitmişken biraz daha keyif katmak isteyen takipçileriniz için Saratoga otelin çatı katında muhteşem manzaraya karşı daiquiri ile serinlemelerini, sokakta satılan taze ananastan yaptıkları pina colada yı denemelerini, Plaza Viejadaki biracıyı es geçmemelerini, Floriditanın tarihi ve oldukça turstik ortamında lezzetli Daiquiri yudumlamalarını ve son olarak da National Otelin inanılmaz Mafia Mojitosunu denemelerini tavsiye ederim. Küba ne de olsa Romun cenneti..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ziya Bey, yorumunuzu atlamışım gezerken. Çok teşekkürler. Ayrıca sizin ekledikleriniz de eminim bu sayfayı okuyanlar için faydalı olacak.

      Sil
  2. Öncelikle ellerine sağlık. Küba yazılarını okurken çok keyif aldım. Beni yine işten ayrılıp dünya turu yapma fikrine yakınlaştırdı. Hiç hayra alamet değil. Bugün kısmetse yola çıkıyoruz. Dün şirketten bir arkadaşla yemek yedim. 2 hafta önce Küba'daydılar. Ondan da epey bilgi aldım. Küba kafamda oldukça şekillendi. Tatil değil, bir macera olacak. Oraya gidip sadece hayatı gözlemlemek, insanlarla konuşmak ve tabii ki bol bol fotoğraf çekmek istiyorum. Bir de senin şu araba fotoğraflarını görünce iyice heyecanlandım. Santiago de Küba'ya kadar gitmeyi planlıyoruz ama simdi açıkcası bunu 2 hafta içinde başarabilir miyiz tam emin değilim. Kısmet, ne kadarını başarırsak kardır. Küba'da hayat yavaş akıyorsa biz de ona ayak uyduracağız. Dönüşte tüm izlenimlerimi blogda paylaşacağım. Tekrar teşekkür ederim paylaşımların için. Selamlar, sevgiler
    www.offtheroadonthetrack.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gökçe, sen şimdiden bu kadar yer gezdin. İşten ayrıldığında gideceğin yer kalmayacak :) Küba artılarıyla, eksileriyle gerçekten enteresan bir ülke. Ben 12 gün kalmıştım. Bütçem için biraz pahalı diye düşünüyordum ama yanlış hatırlamıyorsam tahminimin yarısını ya da ücte ikisini harcadım. Tanıştıgım kişilerle ortak kalınca, küba pesosunu kullanınca bayağı tasarruf etmiştim, bilsem 3-4 hafta kalırdım. 2 hafta da bence guzel bir süre. Adanın sonuna kadar gidebilirsiniz diye düşünüyorum. Geldiğinde yorumlarını merakla bekliyorum :) İkinize de keyifli yolculuklar..

      Sil