23 Haziran 2015 Salı

Rurrenabaque & Amazon


Amazon'da Gün Batımı
Amazon Nehri, Güney Amerika'nın en batısında başlayıp doğusunda, Atlas Okyanusu'nda son buluyor ve dünyanın en geniş nehri. Aslında Amazon’a adını veren ana nehir Peru'da başlayıp Brezilya'da devam ediyor ama bu nehri besleyen diğer nehirlerle ve bitki örtüsü ile birlikte Amazon Brezilya, Peru, Kolombiya, Ekvator, Venezuela ve Bolivya'yı içine alan geniş bir bölge.

Bolivya'nın da kuzey bölgesi Amazon bölgesi oluyor. Ben de Amazon bölgesinde birkaç gün geçirmek için buraya gitmeye karar verdim. Bunun için önce Rurrenabaque kasabasına gitmem gerekiyor. Ama bir önceki yazımda yazdığım üzere kasaba La Paz'dan sadece 400 km kadar uzakta olmasına rağmen otobüsle gitmek çok da kolay değil, çünkü yollar çok kötü. En iyi ihtimal ile 18 saatte gideceğiz.

1 gün önceden öğrendiğim kadarıyla Rurrenabaque otobüsleri ana terminalden kalkmıyor, El Alto denilen bölgedeki daha çok kırsal yerlere giden otobüslerin yer aldığı küçük terminalden kalkıyor. Eşyalarımı yüklenip bir collectivoya atlayıp terminale gittim. 9 gibi terminaldeydim, en erken bulduğum otobüs saat 11’de kalkıyor. (yaklaşık 10 usd civarı) 2 saati terminalde harcayıp 11 gibi otobüse bindim. Benim dışımda 3 İspanyol kız ve 3-4 tane de İsrailli genç var. Geri kalanların hepsi Bolivyalı. Otobüs bizim halk otobüsleri gibi, pek rahat değil maalesef. Yolun bazı kesimleri Death Road’u hiç aratmıyor. İnanılmaz tehlikeli yerlerden geçtik. Yanımda oturan Bolivyalı kız (içinde olduğumuz otobüs şirketinde çalışıyormuş) arada gözlerini kapatıp çığlık atmasa pek tırsmayacaktım ama bu yolları bilen kız bile her seferinde aynı korkuyu yasıyorsa deyip tırstım biraz :) Sonra gece yağmur başladı, yağmurla birlikte problemler de. Yol sadece gidişli, gelişli ve büyük kısmı toprak yol. 2 kere küçük problemler nedeniyle kapanan yolda toplam 4 saate kadar bekledik. Neyse en sonunda sabah 9 gibi 22 saat yolculuktan sonra Rurrenabaque terminalinde indik. Terminal biraz kasabanın dışında havalimanının dibinde. Havalimanı dediğime bakmayın içinde nerdeyse bir dam bulunan, çok küçük bir alan. Sonra bir pikaba atlayıp kasabaya gittik. Pikaptaki İsrailliler bir hostelde inince ben de orda inip fiyatı öğrenip orda kaldım. Beklediğimden çok çok güzel bir hosteldi. (Hostal El Lobo) Hostel Amazon'un kollarından Beni Nehri'nin hemen yanında. Üstelik kaldığım dormitory.de (4 kişilik) tek ben vardım.



Kaldığım Hostelin Karşı Kıyıdan Görünüşü


Bu arada burasının rakımı 300 metre civarı. La Paz’dan sonra gayet sıcak ve hareket etmek daha kolay. Şimdiden çok sevdim burayı. Eşyaları atıp, duş alıp dışarı çıktım. Turu ayarlamam lazım. Death Road turundaki çocuklardan beğendikleri için tur firmasının ismini not almıştım. (Peru'dayken telefonun yazılımını güncelledeğimde tüm notların silindi maalesef, ismini hatırlamadım) Bu arada hostelde de birkaç iyi acenta önerisi aldım. Değişik turlar var, jungle, pampas, 2 günden 20 güne kadar.. Ben Pampas turu denilen 3 gün 2 gece turlardan satın almak istiyorum. Araştırdıktan sonra çocukların söylediği tur şirketinde karar kıldım. İlk başta 600 Bolivianos denilen turu, arkadaşlarım 450’ye kalmış diyerek 450’ye aldım. (yaklaşık 65 usd, yiyecek dahil, gayet hesaplı) Ayrıca büyük çantamı burada bırakabileceğim. 3 gün boyunca nelere ihtiyacım olacağını öğrenip çıktım. Günü Rurrenabaque’de dolaşarak, arada bir şeyler atıştırarak geçirip erkenden hostelime gittim. Bu arada öyle süper olmasa da hostelin havuzu olduğunu söylemem lazım. Sıcakta soğuk suda serinlemek keyifli oluyor.

Hostelin Manzarası





Gezi boyunca sıkça yaptığım şeylerden birisi, yine erkenden kalkıp eşyaları yüklenmek. 7:30 gibi acenteye gittim. Turu birlikte yapacağımız kişiler de ordaydı. 4 İngiliz genç (3’u Bermuda) 2 İsviçreli genç çift, ben ve rehberimiz. Büyük çantaları acentenin kilerine atıp küçük çantalarımızla ve acentenin ayarlarladığı 3 günlük yiyeceklerimizle cip görünümlü eski bir arabaya atladık. Yaklaşık 3 saat yol gittik. Manzara süperdi, Amazon havasına girdik bile. Sonra bir yerde cipten ince uzun bota binip, 2-3 saat kadar da botla gittik. Yolda önce küçük maymunları görünce kıyıya yanaştık, maymunlar gayet rahat. Tekneye atlayıp yiyecekleri kontrol ettiler, torbaları tam açamayınca ağaçlara atlayıp gittiler. Sonra devam ederken yunusları gördük. İnanılmaz, 1-2 hafta öncesine kadar Amazon’da ya da nehirlerde yunus olduğunu bilmiyordum. Bolca birbirinden farklı kuşlar gördük Bu arada nehir jungle içinde ve düz değil, sanki virajlı yol gibi, arada kestirme olsun diye dar bitkilerin arasından geçiyoruz. Yani suyun içinde de olsak yolu gerçekten bilmek gerekiyor. Sonunda kalacağımız yere ulaştık. Kıyıda, 1-2 metrelik tahta kazıkların üzerinde bungalov 4-5 tane oda ve bunlar arasında yine kazıkların üzerinde tahtadan yol. Böylece yağmurlu mevsimde sanırım su yükseldiğinde bir sıkıntı olmuyor. Ayrıca nehirde bolca timsah olduğunu düşündüğünüzde gayet güvenli :) Zaten indiğimizde ilk gördüğümüz hostelin yanını mesken edinmiş bir timsah oldu. 3 gün boyunca da ordaydı.

























İlk gün vardığımızda saat 3-4 civarı idi. Önce yerlerimiz yerleşip dinlendik biraz. Akşam yemeğinden sonra botla gece karanlığında nehirde dolaştık. Rehberimiz gece karanlığında gözleri parlayan timsahları gösterdi. Biraz ürkütücüydü. Ama nehirde botla dolaşmak keyifli. Bu arada sivrisineklerin bol olduğunu söylemem lazım. Yataklarımızda Allahtan cibinlikler vardı. Akşam üzeri otururken de uzun kollu ve pantolon giydik. Ayrıca önceden aldığımız sivrisinek ilaçlarını sadece açık yerlerimize değil tüm kıyafetlerin üzerine sıktık. Çünkü tişörtün üzerinden bile ısırıyorlar namussuzlar. Ama sivrisinek ilacı, biraz dikkat ve cibinlikle 3 gün boyunca çok sıkıntı yaşamadım.


 


Ertesi günü sabah kahvaltıdan sonra aktivitemiz anakonda yılanı aramak. Uzun çizmeler giyip atladık bota yine. Önce bir nehir turu ardından hafif bataklık gibi bir yere geldik. İnip önde rehber arkada bizler tek sıra halinde anakonda yılanı aramaya başladık bataklığın içinde. Ama herkeste bir korku var. Rehber de hem biraz gergin, gayet dikkatli hem de yılanı bulma derdinde. Bulamadık, rehber de yılan sorun değil de timsahlar buralara kadar geliyor çok ileri gitmeyelim deyince hepimiz sevinçle tamam dedik. Sonra bota atlayıp bambu ağaçlarının olduğu başka bir yere gidip yürüyüş yaptık. Bu arada rehber kaplan ya da jaguar olduğunu tahmin ettiği bir ayak izini gösterdi. Sonra biraz uzakta da olsa ağaçların üzerinde oturup garip sesler çıkaran howler maymunlarını gördük.





Sonra öğle yemeği için hostele döndük. Öğleden sonra aktivitemiz ise piranha avlamak. Fakat öğleden sonra rehber 4 İngiliz genci ve beni hemen yakındaki başka bir hostele götürdü botla. Sanırım kullanılmayan bir hostel. Burada ağaçtan sarkan bir ip vardı, su güvenliymiş. Biraz korksak da ipten sallanarak nehirde yüzdük, çok keyifliydi. Sonra dönüp İsviçreli çifti de alıp piranha avlayacağımız yere gittik. Önce bir maymun sürüsünün geçişine rastladık. Yaklaşık 15-20 maymunun daldan dala atlayarak ve bağırarak gittiler. Sonra attık oltaları nehire.. Rehber 7-8 tane yakaladı. İsviçreli genç erkek 3-4 tane yakaladı, 1 tane de su kaplumbağası. İsviçreli çift vejetaryendi. (onlar için farklı yemek pişiyordu) Dolayısıyla ayıpladık onu biraz. Hem vejetaryensin hem de hayvancağızları avlıyorsun diye. Ben 1 tane yakalayabildim. İngiliz çocuklar tam tembeldi, birisi de 1 tane yakaladı. Kaplumbağayı suya tekrar atıp dönüşe geçtik. Ama önce başka bir yerde durup hamakta uzanarak güneşin batışını izledik. Başka turlardan gençler de geldi, kalabalık bir gruptu. Burada bir kısım gençler ve yerli rehberler futbol maçı yaptı. Kalabalığın en az yarısı İsrailli idi. Bir yerli rehber İbranice bildiğini söyleyip İsrail de 7 milyon insan yaşıyor, herhalde yarısı burada dedi. (Patagonya da ve farklı yerlerde de aynı şeyleri söylemişlerdi)




















Sonra dönüş, akşam yemeği ve tekrar yatış. Bu arada elektrik akşam 6 gibi gelip gece 10 gibi gidiyor. Ertesi günü sabahki programımız yunuslarla yüzmek. Kahvaltıdan sonra şortlarımızı giyip botlara atladık. Hava biraz kapalıydı. Bir süre arayıştan sonra yunusları bulduk. Önce İngiliz çocuklardan birisi atladı ve bir sure sonra yunus alttan dokununca bağırdı :) Sonra ben ve diğerleri atladı. Yunuslar gayet rahattı. Bir tanesine elimi dokundum bu arada hafif yağmur yağıyordu. Gerçekten muhteşem bir an. Bir tarafta Amazonun derin suları, bir tarafta yunuslarla yüzmenin keyfi, bir tarafta hafif atıştıran yağmur, bir tarafta timsah, piranha korkusu :) yarım saat kadar suyun içindeydik, uzun süre kalabilirdim. Ama sanırım rehber de bir sorun çıkmasın diye çok uzatmak istemedi. Bota tekrar atlayıp hostele dönerken bu sefer farklı bir yerde durduk. Yine ağaçta bir ip asılıydı. Bu sefer burada yüzmeye devam ettik iptan atlayarak. Ama 10-15 dakika sonra gördük ki hemen kıyıda, yüzdüğümüz yere 3-4 metre uzaklıkta bir timsah var, hepimiz şok olduk. Ortada gözükmeyen rehberi çağırıp timsahı gösterdik. Rehber önce güldü, sonra ya bu yavru bişey olmaz baabında birşeyler dedi. Sanki nehirde başkaları olamaz gibi.. Ama biz kaşındığmızdan birer kere daha atlayıp bağırarak hızlıca kıyıya yüzüp bitirdik. Sonra tekrar hostele gittik.(Maalesef yalnız gezmenin dezavantajı genelde suyun içinde olduğumdan bu anlara ait fotoğraf çekemedim)

Amazon’u çok sevdim ama artık dönüş zamanı.. Çantaları toplayıp bota doluştuk yine. Yolun yarısında botumuzda bir sorun vardı, baska bir bot yanaştı, rehberler iple önden ve arkadan bağladılar. 2 bot yan yana gittik, ince ve uzun olunca çok sorun olmadı. Yine 2-3 saat bot yolculuğu, sonra 3 saat bizim eski ciple yolculuk ve tekrar Rurrenabaque.

Çantamı alıp acenteden ilk gün kaldığım hostele gittim. Aslında 1 gece kalıp ertesi günü sabah dönmeyi düşünüyordum. Ama burayı sevince 1 gece fazladan kalmaya karar verdim. Ertesi günü nehrin diğer tarafındaki San Buenaventura kasabasına gidip dolaştım biraz. Öğleden sonra bir cafede çektiğim fotoğrafları bilgisayara atıp internete takıldım.

Ertesi günü sabah 10 gibi yine konforsuz otobüsle La Paz’a dönüyorum. Bolivya’da son günler. Bir sonraki planım La Paz’da 1 gece kalıp Lago Titicaca’ya gitmek..




Rurrenabaque'de en sevdiğim tatlıya sütlaca (arroz con leche) kavuştum



Burda ulaşımlar çoğunlukla motorla

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder