17 Haziran 2015 Çarşamba

Sucre



Sucre, gezim boyunca beni en çok şaşırtan şehirlerden birisi oldu. Açıkçası daha önceden Sucre’yi duyduğumdan gezi planıma eklemiştim ama çok da fotoğraflarına bakmamıştım. Bolivya’da böyle bir şehir beklemiyordum. Koloniyel tarzı binaları, dar sokakları, modern ve geleneksel yaşayan insanların güzel uyumu, üniversitesi ve çokça gördüğüm büyük küçük öğrencileriyle okul kenti havası, çok güzel kapalı pazarı ile bu şehri çok sevdim.




Sucre'ye Uyuni'den yine bir gece yarısı, saat 1 gibi geldik. Uyuni'den Potosi'ye kadar otobüsle, sonrasında ise bir taksiyle (biz aktarma olduğunu bilerek Uyuni-Sucre şeklinde bilet aldık, ama taksiye aktarma olacağını bilmiyorduk) Alex, Priscilla ve adını bir türlü hatırlayamadığım Fransız bayan ile birlikte geldik. Hepimiz öncesinde rezervasyon yapmıştık. Taksi önce Alex ve Priscilla'yı sonrasında beni bıraktı. Herkesle belki görürüz şehirde birbirimizi diyerek vedalaştık ama görüşemedik. Ben indikten sonra zile birkaç kere basmam gerekti, nihayet birisi kapıyı açtı, direk odama gidip kendimi yatağa attım.

3 günlük Uyuni turu, rakımın 4000 metre üzerine çıkması, sonra Uyuni'den Sucre'ye 7-8 saat yolculuk derken vücut biraz bitkin düştü, Sucre'de ilk günlerim biraz hastalıkla geçti. Özellikle yüksek rakım çok fazla etkiledi. 2800 metrelik Sucre de bile yürümek, biraz eğimli yerlerde yukarı doğru tırmanmak acayip zor geldi. Bu yüzden Sucre’de hem biraz uzunca, hem de kendimi çok zorlamadan 6 gün geçirdim. Ayrıca Arjantin ve Şili’den sonra Bolivya gerçekten ucuz bir yer. Kaldığım hostelde 4 kişilik odada yatak ücreti gecelik 4-5 usd civarıydı ki Arjantin ve Şili’de 10-15 usd civarı. Bu arada biraz kendimi iyi hissettiğimde ilk işim biraz şehir merkezinden uzaktaki bir pazarda satılan koka yapraklarından almak oldu. Yüksekliğe karşı en büyük çözüm buymuş. Yapraklarını sıcak suya atıp çay olarak içebiliyorsunuz ama en etkilisi çiğnemek. 6-7 tane yaprağı sakız dişlerinizin arasında koyup hafifçe bir süre çiğniyorsunuz, sakız gibi sık ve sertçe değil. Sonra tükürüp atıyorsunuz. Gerçekten etkili. Bu arada aldığım adam bana çok küçük parça kokanın özünden yapılmış, şekerlemesinden de verdi. Bunu yaprakla birlikte çiğnediğinde acayip etkili oluyor. Ağzımın narkoz verilmiş gibi hafif uyuştuğunu hissediyordum. Koka yaprağını ve şekerlemeyi özellikle daha sonra gideceğim yüksek yerlerde trekking yaparken sıkça denedim, kesinlikle faydalı. Bu arada uyuşturucu gibi bağımlılık yapmıyor. Bolivya’da ve Peru’da koka yaprağı sigara gibi erkekler tarafından çok tüketiliyor.


Dediğim gibi Bolivya’da böyle bir yer beklemediğimden Sucre’ye çok ısındım. Hemen her gün Plaza de Armas civarına ve yakınındaki Central Mercado’ya gittim. Sucre’den sonra da tüm Bolivya, Peru ve Ekvator’daki şehirlerde hep kapalı bir pazar yerine rastladım. Daha doğrusu rastlamaktan ziyade şehre gittiğimde ilk sorduğum yerlerden birisi burası oldu. Bu pazarların ortak özelliği, meyve, sebze, et, ekmek ve yöreye özgü diğer yiyecekleri satanlar sıra sıra belli bir düzen içinde yer alıyor. Burada çok çeşitli meyveler yer aldığından meyve suyu ve meyve salatası yapıp satanlar başlı başına bir sıra oluşturuyor. Ayrıca özellikle yerel insanların çok ilgi gösterdiği hemen tabureye oturup yemek yiyebileceğiniz yerler de bulunuyor. Özetle hem gezmek hem de karnı doyurmak açısından çok ideal. Sucre’deki pazarda her gün bazen günde 2 kere meyve suyu içip ve meyve salatası yedim. Meyve suyunu sütle (milk shake) yapıyorlar, meyve salatası da yoğurtlu.. Pek meyve sevmeyen benim için tek kelimeyle süperdi.












Sucre tarihi açıdan önemli bir şehir çünkü İspanyollar cevre yerleri buradan yönetmişler. Aslında gümüş madenleriyle ünlü Potosi (İspanyollar tarafından fazlasıyla sömürülmüş) zamanında devrin en büyük şehirlerinden biriymiş, birçok Avrupa şehrinden bile daha büyükmüş. Ama rakımı çok yüksek olunca (4100 metre civarı) Avrupa sosyetesi yasamak için Sucre'ye göç edip buradan yönetmeyi tercih etmiş. Ayrıca Bolivya’da bir başkent sorunu var. Anayasada resmi başkent Sucre ve büyük mahkemeler burada yer alıyor. Ayrıca 10 yıl önceki  son anayasa dahil pek çok anayasa burada yazılmış. Ama hükümet merkezi La Paz’da. Yani pratikte başkent La Paz. Sucreliler buna çok kızıyor ve aaa başkent La Paz değil mi diye sorduğunuzda tabiki Sucre bunu nasıl bilmezsin diye aptalmışsın gibi bakıyorlar sana :) Son anayasada La Paz yapmak istemişler ama tüm Sucreliler ayaklanınca vazgeçmişler.





Sucre’de nerelere gittim derseniz, bolca Plaza de Armas ve çevresinde dolaştım, diğer parkı Plaza de 25 Mayo’ya gittim, Özgürlük Müzesini ziyaret ettim, şehir manzarası için La Recoleta’ya çıktım. Ayrıca hostelde çalışan Hollandalı çocuğun çok övdüğü mezarlığa gittim. Gerçekten bakımlı mezarlık. Ama içinde bir yanda müstakil ev görünümlü aile mezarlıkları, bir yanda duvar ve apartman mezarlıklar, diğer yanda 1 metrekareden küçük mezarlıklar. Ölünce bile adalet yok, sınıf ayrımı aynen devam maalesef..

6 günden sonra gitmek zor geldi Sucre’den. 1 yıl yaşamak isterdim bu şehirde. Ama yol beni bekliyor, sırada ünlü La Paz var..


























Hiç yorum yok:

Yorum Gönder