15 Ağustos 2015 Cumartesi

Lima & Trujillo & Mancora


Lima,

Sırada Peru'nun başkenti Lima var. Pisco'dan otobüsle Pacific boyunca ilerleyerek 3-4 saatte geldim Lima'ya. Yollarda bolca gecekondu vari yapı gördüm. Peru'nun güney doğusunda gördüğüm geleneksel yaşam kıyı şeridinde pek yok. Daha çok fakir ve zengin kesim var sanki. Terminalde indim, amacım Lima'nın en güvenilir semti denilen Miroflores'e ulaşmak. Bu arada Lima'da enteresan bir şekilde toplu bir terminal yok. Her otobüs firmasının kendi terminali var. Bizde de bazı büyük firmaların olduğu gibi. Bunların bazıları aynı semtte yer alırken bazıları farklı semtte yer alıyor. İndikten sonra bir süre cebelleşmeden sonra burada Metropolitan denilen bizdeki Metrobüs'ü keşfettim. Tamamen kendisine ayrılmış hatta ilerleyen otobüsler. Ona binmem gerekiyormuş. Ama şöyle bir salaklık var, tek bir bilet alamıyorum. İlkinde güvenlik görevlisine 2,5 sol (2,1 TL gayet pahalı) verip onun kartını kullandım. Sonraki günlerde de makinelerde kartlarını dolduranlara gidip ben yabancıyım, aptalım, buraları bilmiyorum bakışıyla 2,5 sol verip onların kartını kullandım. Neyse, Miroflores'e en yakın durakta inip hostelime kadar yürüdüm ve gayet keyifli bir hostele yerleştim. (Condor's House, 25 Sol, yaklaşık 8 usd)


Lima'da 3 gece kaldım. Miroflores daha  çok Lima'nın zenginlerinin ve elitlerinin kaldığı sahil kenarında semt. Bizdeki Kadıköy'ün güzel semtlerine benziyor. Niye burayı seçtim derseniz açıkcası büyük şehirlerde daha çok kendimi güvende hissedeceğim yerde kalmayı tercih ediyorum artık. Artı bazen de medeniyetin içinde 2-3 gün geçirmek iyi oluyor.

Lima'da 1 günü Mirflores'de sahil kenarında yürüyerek geçirdim. Tabi sahile gidince gördüm ki sahile yakın kısım çok aşağıda, ben yukarıdan gidip tepeden izlemeyi tercih ettim. Çok sayıda yamaç paraşütüne binenler, okyanusta sörf yapanlar, sahil kenarındaki parklar güzel görüntülerle geçen bir gün oldu benim için.








Diğer bir günü de daha çok tarihi kesim denilen semtte geçirdim. Yine metropolitanı kullanarak gittim. Ana meydan Plaza de Armas ve çevresindeki Basilica, Palacio de Gobierno, San Francisco Kilisesi gibi tarihi binaları gezdim.










Trujillo,

Amacım kuzeye, Ekvator'a doğru çıkmak. Lima'dan Ekvator'a da oldukça uzun bir yol olduğundan kendime 2 durak belirledim. Birincisi Trujillo. 10 saatlik bir gece yolculluğundan sonra geldim Pasifik kıyısında yer alan bu şehre. Burada belirlediğim 2 hostelden birisini bulamadım, diğeri ise çok pahalı idi. Klasik anlamda hostel bulmak zordu. Genelde private room var, o da pahalı. 1-2 saatimi alan arama sonunda Hostel El Mochilero'da istediğim gibi bir dormitory buldum. Benim gibi uzun süreli gezen diğer gezginleri görmek iyi oluyor kaldığım hostellerde.

Trujillo da 2 gece kaldım. 1.gün Trujillo'nun 5 km dışındaki tarihi şehir Chan Chan'a gittim. Inca öncesi döneme ait en önemli  şehirlerden birisi. Çölün içinde, daha çok duvarların yer aldığı, labirent gibi bir yer.








 2.gün ise sabahleyin şehir içindeki meydanı, çevresindeki tarihi binaları ve sokakları da dolaştım. Öğleden sonra ise yakınlarda yer alan küçük sahil kasabası Huanchaco'ya gittim. Bu kasabanın en önemli özellikleri surf için uygun olması, Peru'nun geleneksel yemeği ceviche ve tortora denilen bitkiden yapılan ince uzun balıkçı tekneleri. Balıkçı tekneleri olukça ilginç ve fotoğrafik gözüküyorlardı.






Sabah yatağımın altında bir misafir






Mancora,

Pasifik kıyısındaki diğer şehir Mancora'ya Trujillo'dan yaklaşık 9-10 saatte geldim . Fakat indiğimde gece 3-4 civarıydı. Bir şehire inmek için en kötü zamanlar. Üstelik şehirde otogar da yoktu. Şehir içinde, yol üstünde indik. Dolayısıyla 3-4 saat geçirebileceğim bir yer de yoktu. Şehir dediğime bakmayın bir kasaba aslında. Bu arada burası sörf, parti, içki, marijuana seven -sanırım çoğunluğu Amerikalı- gençlerin sık geldiği bir kasaba olduğunu duymuştum. Dolayısıyla gece vakti gündüz gibiydi. Sallana sallana yürüyenler, grup halinde bağırıp duranlar, bir köşede artık içkinin etkisiyle ağlayan kız arkadaşını teselli eden çocuk.. Allahım nereye düştüm ben dedim kendi kendime. Şunu da söyleyeyim, kasabayı daha ilk baştan hiç sevmedim çünkü baraka gibi evler, kumdan sokaklar.. Bana bu kadar ilgiyi haketmeyen bir kasaba gibi geldi. Neyse bir hostel bulup kendimi hemen yatağa attım. Buraya gelme amacım Ekvador öncesi son durak olması.

3-4 saat uykudan sonra ertesi sabah hostelde kahvaltı yapıp önce akşam için Ekvador biletimi aldım. Sonra gece biraz dolaştığım sokaklarda ve sahilde dolaştım. Görüşüm pek değişmedi. Ama güneşin batışı çok güzeldi. Ama Pasifik'in her yerinde güneşin batışı muhteşem. San Diego'nun o muhteşem sahilleri aklıma geldi..






Neyse, 1 gün geçirdiğim Mancora ile Peru'yu bitirmiş oldum. Peru büyük ülke. İlk girdiğim Lago Titicaca kıyısındaki Puno ile Mancora arasında dağlar kadar fark var. Türkiye'nin doğusu ile batısı gibi, pek çok ülkedeki gibi.. Bakalım Ekvador'da da döyle farklılıklar görebilecek miyiz.

2 yorum:

  1. Harika.. ellerine ayağına sağlık

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler İsmet, her zamanki gibi desteklerin ve yorumların için.

    YanıtlaSil