19 Ağustos 2015 Çarşamba

Salento & Cocora Vadisi




Cali’den 3-4 saatte önce Pereira denilen şehre geldim. Sonra terminalden direk Salento otobüslerine atlayıp 1 saatte Salento’ya ulaştım. Burada La Floresta Hostel’de 4 gece kaldım. Bahçesi, hamaklarıyla ve manzarası ile oldukça güzel bir hosteldi. 

Salento küçük bir kasaba, ama çevresi yeşil. Çabucak bitse de, sokakları ve ana meydanı keyifli. Ben sevdim kasabayı. Gittiğim gün Kolombiya Brezilya maçı vardı. Hostelde izledim birkaç kişiyle birlikte. Kolombiya Brezilya’yı yendi, hiç beklemiyordum. Maç sonrası akşam 9 gibi meydana gittim. Herkes dışarıda galibiyetin keyfini çıkarıyordu. Birbirine un atanlar (bunu Türkiye’deki Brezilyalı futbolculardan sanki hatırlıyorum) ve salsanın ritmine kendini kaptıranlar. Kolombiyalılar o akşam gayet keyifliydi.






Ertesi günü palmiye ağaçlarıyla ünlü Cocora Vadisine gidip buradaki trekking rotasını takip ettim. Önce orman içinde bir dereyi takip ettim. Üzerinde çok fazla asma köprü vardı. Köprülerden geçerek bir bu kenardan, bir o kenardan gidip durdum. Sonra tepede yer alan Alcaime denilen bir yerde mola verp sinek kuşlarını (hummingbirds) izledim. Kanatlarını çok hızlı çırparak havada bir süre kalıyorlar. Ayrıca çok çeşitli renkteler. Burada ayrıca taze peynir eşliğinde sıcak çikolata içtim. Biraz garip gözükse de çok hoşuma gitti. Sonra arada yağan yağmur eşliğinde yaklaşık 1 günümü alan yolu tamamladım.

















3.gün hostelden yürüyerek 1-2 saat uzaklıktaki Don Elias Kahve Çiftliğine gittim. Burada önce kahve çiftliğinde dolaştık rehberle. 2.çeşit kahveden bahsetti ve en iyisinin  Arabic olduğunu söyledi. Çiftlikte sadece kahve ağaçları yoktu. Arada muz ve platano (muzun daha büyüğü,  daha çok yemeklerde kullanıyorlar) ağaçları da vardı. Bunları daha çok kahve ağaçlarını böceklerden korumak için dikmişler. Ama tabi ütün oldukça satıyorlarmış. Kahveyi ise önce suyun içinde bekletiyorlar, sonra çekirdeğini kabuğundan ayırıp kuruttuktan sonra anladığım kadarıyla kooperatif benzeri bir kuruma satıyorlarmış. Sadece kendileri ve gelen ziyaretçiler için az bir miktar kavurup  öğütüyorlarmış. Bu arada gübre olarak tamamen doğal gübre kullanıyorlarmış. Muz kabukları, meyve artıkları gibi organik atıklardan yaptıkları gübreleri gösterdi. Ben de kahveyi çok seven birisi olarak en son kahvenin tadına baktım, gayet güzeldi.














4.gün ise otobüsle yaklaşık 1 saat uzaklıktaki bir şelaleye gittim. İndikten sonra 1-2 saat kadar keyifli bir yürüme yolu vardı. Şelalenin soğuk sularına girmeden olmazdı tabi ki, ben de girdim. Güzel bir gündü.

Salento, Ekvator'daki Banos gibi yeşillikler içinde küçük ve güzel bir kasabaydı. Oldukça sevdim.  Sırada Kolombiyalılar'ın pek bi övündükleri Medellin var.

2 yorum:

  1. Ben de 38 yaşımda "tek başıma" 9 günlüğüne orta avrupaya gittim diye havalara giriyorum :))
    Süpersin.. Darısı başıma..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence küçümseme, benim de herşey 32-33 yaşlarında gittiğim Berlin seyahati ile başlamıştı :) İnsan bir kere seyahatin tadına varınca bırakamıyor. Umarım ileride daha uzun ve keyifli seyahatler yaparsınız.

      Sil