25 Ağustos 2015 Salı

Salvador





Portekizliler tarafından kurulan ve Brezilya’nın ilk başkenti olan Salvador, Amerika kıtasındaki en eski koloniyel şehirlerden birisi. Şehir, Sao Paulo ve Rio de Janerio’dan sonra Brezilya’nın 3. büyük şehri. Brezilya, wikipedia verilerine göre hem yüzölçümü olarak hem de nüfus olarak dünyanın 5. büyük ülkesi. Avrupa’nın 5’de 4’ü kadar. Dolayısıyla çok farklı kültürlerin, farklı ülkelerden insanların yer aldığı kocaman bir ülke. Burada toplam 1 ay kalmış olacağım ama 1 yıl kalsam anca yeterdi sanırım. Ve Salvador bu farklılığın en belirgin olduğu şehirlerden birisi. Çünkü zamanında köleliğin ve köle ticaretinin oldukça yaygın olduğu şehirde bugün çoğunluğu Afrika kökenli insanlar oluşturuyor.

Belem’den sabah 9:45’de bindiğim Forteleza aktarmalı uçak öğleden sonra 2:30 civarında Salvador’a indi. Otobüsle en iyi ihtimal 33 saat çekecek bir yolculuktu. Üstelik otobüs fiyatı 110 dolar civarı idi, ben de sadece 3-4 gün öncesinde de olsa 170 dolar civarındaki uçak biletini aldım. 


Daha önce rezervasyon yaptığım hostelden, havalimanından hostele nasıl geleceğim konusunda detaylı bir mail gelmişti. Herşeyi düşünen hostelleri seviyorum. Dolayısıyla -biraz fazla beklesem de- havalimanından kalkan ve Barra semtine giden otobüse bindim. Yanımda oturan kız da sağolsun cep telefonundaki gps.den ineceğim durağı bulup bana yardımcı oldu. Havalimanı şehrin oldukça dışında. Hostele vardığımda 5 civarıydı.

Salvador’da kalmak için en uygun 2 alternatif, tarihi bölge Pelourinho ve kumsallarıyla ilgi çeken Barra idi. Barra için daha güvenli yorumlarını okuduğumdan burayı seçtim. Salvador’un güvenliği konusunda maalesef çok iyi şeyler işitmedim. Bir yerde dünyanın en tehlikeli şehirlerinden birisi diye okumuştum. Bu arada ABD’de iken tanıştığımız ve gelmeden bana pekçok önerilerde bulunan arkadaşım Patricia da aynı uyarıları yapmıştı. Kendisi bu tarihlerde İtalya’da olmasa buluşacaktık.

Ertesi günü ilk işim otobüsle Pelourinho’ya gitmek oldu. Beklediğimden çok beğendim. Özellikle renkli evleri çok sevdim. Taş sokaklarında dolaştım, yukarıdan deniz manzarasını izledim, biraz turistik de olsa çarşısı Mercado Modelo’ya gittim. Hala restore edilmemiş tarihi binalar var. Sanırım ileriki yıllarda daha da güzel olacak.











 










Sonraki günü ise Barra da geçirdim. Daha elit bir semt. Kumsalları, sahildeki yürüme yolu, feneri ve akşam gün batımı ile 1 gün ayırmaya değer.








Sonraki şehrim Rio de Janerio için uçağım sabah 06:35’de. Sabah 4:30 gibi orda olmam lazım ve taksi 100 real (yaklaşık 80 TL) Açıkçası o kadar parayı taksiye vermek istemediğimden, zaten gece hostelde pek uyku da uyumayacaktım akşam 9 gibi otobüsle havalimanına gidip orada gecelemeye karar verdim. Yalnız gece bindiğim otobüste ilk başta biraz biletleri alan adamla çanta konusunda pek yardımcı olmayınca tartışmıştık. Otobüs havalimanına doğru yaklaştıkça otobüste kimse kalmadı. Kenar mahallelerin içinden geçiyoruz. Ne yalan söyleyeyim biraz tırstım. Neyse havalimanına sağ salim ulaştım. Sırada en merak ettiğim şehirlerden birisi Rio de Janerio var..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder