23 Ağustos 2015 Pazar

San Gil & Bogota

San Gil


San Gil doğası ve Ekvador’daki  Banos gibi çeşitli rafting, kanyoning gibi çeşitli extreme aktivileri ile ünlü küçük bir kasaba. Ayrıca daha önce duyduğum Barichara kasabası da buraya otobüsle 1 saat uzaklıkta.  Santa Marta’dan San Gil’e gelmem 10-11 saat sürdü. Kasaba küçük olsa da terminali şehrin en dışına yapınca yürüme şansım pek yoktu. O yüzden bir minibüse atladım, şehrin merkezine gidip hostelime yerleştim. (Open House Hostel)

İlk günü kasabada geçirdim. 2.gün Barichara kasabasına gittim. Restore edilmiş eski binaları ile oldukça şirin bir kasaba olmuş Barichara. Meydanı, sokakları ve evleriyle küçük ama güzel bir kasaba. Ayrıca biraz yüksekte yer aldığından vadiyi gören manzarası seyretmeye değer. 2-3 saat burada geçirdikten sonra 1,5-2 saat yürüme mesafesindeki küçük bir köy olan Guane’ye gittim. Biraz sıcak olmasına rağmen patika yol güzeldi. Köy küçük, meydanı ve kilisesi dikkat çekiyor. Burada da 1 saat geçirdikten sonra bu sefer direk buradan otobüse atlayarak San Gil’e döndüm.













Ertesi günü aktivitelerden yamaç paraşütünü seçtim. Aktivitelerin genelde bir ucuz versiyonları var bir de pahalı. Ben sadece 1 tane aktivite yapacağımdan pahalı olanı seçtim. Daha yüksek bir yerden atlanıyor. 4 diğer yabancı ile minibüse atlayıp 1 saat kadar uzaklıktaki bir tepeye gittik. Orada başkaları da vardı. Sırayla atladık. Yukarıdan vadiyi, yakındaki bir kompleksi, yolları, arabaları izlemek keyifliydi. Ben biraz korkarım diye düşünüyordum ama pek korkmadım.

Sonraki gün hostelde kalan 1 Honduraslı 2 Kolombiyalı ile Bogota için sabah 8 gibi ayrılıp terminale gittik. Sırada 7 saat uzaklıktaki başkent Bogota var.















Bogota

San Gil’den sabah 8 gibi bindiğimiz otobüs öğleden sonra 3 gibi Boogota’ya vardı. San Gil’den beraber bindiğimiz 2 Kolombiyalı arkadaş Bogota içinde terminalden önce indiler. Honduraslı arkadaşla terminalde inip beraber taksiyle (ender bindiğim taksilerden)  La Candeleria denilen tarihi ve turistik bölgeye gittik. Belirlediğim hosteller dolu olunca arkadaşın kaldığı hostelde kaldım ben de. Biraz büyük ve gece soğuktu. Yarın değiştireceğim.

Bogota yaklaşık 2600 metre yükseklikte bir şehir. 3-4 gün önce Karayiplerde güneşte yanıp açık havada hamakta uyurken burada geceleyin 2 battaniye ile yatıyoruz. Bogota da 6 gün kalacağım. 6 gün sonra Amazonas Bölgesi’ndeki Leticia için uçak biletim var. Buraya kara yolu yok. O yüzden uzun bir süreden sonra ilk kez  haya yolunu kullanacağım. Ondan sonra da gemi yolculuklarım başlayacak. En az 2 hafta otobüslere veda ediyorum.

İlk gün hostele yerleştiğimde zaten akşamı etmiştik. Dışarı çıkıp bir şeyler atıştırdım ve akşam hostelde internetle geçirdim. Ertesi günü ilk işim hosteli değiştirmek oldu. Sayta Hostele geçtim. Bir ailenin işlettiği küçük ama şirin bir hostel. 5 gün kaldım burada. Kolombiyalı aile yaşlı bir anne, 40 yaşlarında oğlu, 45 yaşlarında kızı, onun Fransız eşi ve 2 çocuklarından oluşuyor. Aslında 2 ayrı hostelleri var. Anne diğer hostelde, ailenin diğer üyeleri kaldığım hostelde. Oldukça keyifli bir aileydi. Her gün misafirler değişiyordu ama ortam hep aynıydı. Gelenlerin çoğunluğu Fransız ve Güney Koreli. Sanırım birbirilerine tavsiye ediyorlar.





La Candeleria Bogota’nın Eminönü’sü, Taksim’i desem yanılmam sanırım. Şehrin daha güneyinde yer alıyor. Tarihi binalar, güzel yollar, Simon Bolivar Meydanı, müzeleri ile güzel bir yer. Ama yol tamiratları vardı bazı yerlerde. Sanırım bir ana caddeyi arabalardan arındırıp sadece yürüme yolu yapacaklarmış. İstiklal Caddesi gibi olacak yani. 












Zamanım fazla olunca yavaş hareket ettim burada. 1 gün sadece La Candeleri’yı dolaştım. Bir gün ünlü Altın Müzesine gittim. Dünyanın en büyük altın müzesiymiş. Sonra hemen önündeki küçük meydan zümrüt alıp satan insanlara rastladım. Orta yaşlı kişiler, yaşlı amcalar saatlerce oradalar grup grup halinde. Arada birisi bir kağıda sarılı yeşil küçük taşları birisine gösteriyor. Diğeri bir tanesini alıp güneşe doğru bakıyor. Çoğunlukla başını sallıyor. Taşlarda mı iş yok, yoksa parayı düşürmek için numara mı yapıyor bilmiyorum. Ama enteresan bir görüntü.








1 gün La Candeleria’dan kuzeye, Chapinero semtine doğru yürüdüm.  Kuzeyin daha lüks yerler olduğunu söylemişlerdi. Dönüşte yol üzerindeki Museum Nacional’e gittim. 1 gün de La Candelia içinde yeralan Botero Museum ve hemen yanındaki Modern Sanat Müzesi’ne gittim. Bogota’da müzelerin ya çok ucuz ya da bedava olduğunu söylemem lazım.  Üstelik de gayet güzel ve büyük müzeler. Başka bir gün de Monserrate tepesine teferikle çıkıp Bogota’yı yukardan izledim. Tepedeki kilise zaten şehrin her yerinden gözüküyor. Teleferik pek ucuz değildi ama manzara değerdi.











Büyük şehirleri çok sevmiyorum. Buenos Aires, Santiago, La Paz, Lima, Quito.. Bu başkentler görmeden olmazdı ama bende çok iz bırakmadılar. Ama Bogota’yı sevdim. Belki Kolombiya’yı sevdiğimden belki beklentilerimin üzerinde çıktığından.. Burada 6 ay 1 yıl kalsaydım dediğim şehirlere 1 tanesini daha ekledim. Keşke her yerde talep gören bir işim olsaydı. Kesinlikle gezerek yaşardım. Bana çok uygun bir hayat.











Bogota da bitti.. Bir Pazar sabahı veda ettim Bogota’ya.Transmilenio ile (Latin Amerika’da sıkça karşıma çıkan bizdeki metrobüs) havalimanına gittim. Sırada Amazonas var. Bu arada adını hatırlamadığım, otobüse girişte kartını benim için kullanan Kolombiyalı gence teşekkürler..

Bu arada Bogota’da iken Hürriyet Gazetesi’nden, İsmail Bey’den bir mail aldım. Benimle Pazar günleri çıkan Hürriyet Seyahat eki için röportaj yapmak istediklerini iletti. Soruları gönderdi, yanıtlayıp gönderdim. Ayrıca pek çok fotoğraf gönderdim. Bakalım, çıkarsa seyahatimi herkesle paylaşmak keyifli olacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder